Biyoteknoloji nedir? Tarımsal Biyoteknoloji’nin Sonucu GDO’lu Ürünler

Biyoteknoloji Nedir?

Biyoteknoloji; DNA teknolojisiyle birlikte bitki, hayvan ve mikroorganizmaları geliştirmek, doğal olarak bulunmayan veya ihtiyaçlarımız doğrultusunda üretimi gerçekleştirilemeyen yeni ve az bulunan maddeleri ya da ürünleri elde etmek amacıyla kullanılan teknolojiler bütünüdür. Biyoteknoloji; hücrenin ve dokunun biyoloji kültüründen, moleküler biyoloji ve mikrobiyolojiden, genetikten, fizyolojiden, biyokimyadan ve bunlarla birlikte makine, elektrik, bilgisayar gibi mühendislik dallarından yararlanır. Moleküler biyoteknoloji, birçok bilimsel disiplinle bir arada çalışır.

Bitki, hayvan ve mikroorganizmaları kullanarak yeni bir organizma elde eder ya da zaten var olan bir organizmanın genetik yapısında istenilen yönde değişiklikler yapar.

Biyoteknoloji Nedir?

Biyoteknoloji Uygulamalarından Bazıları

  • İnsan sağlığına yönelik proteinler üretilmesi sağlanır.
  • Bazı hormonların, antikorların, antibiyotiklerin ya da vitaminlerin üretimi gerçekleştirilir.
  • Zor şartlara sahip olan çevrelerde yaşamını sürdüren organizmaların enzim ve biyomoleküllerini saflaştırarak sanayide kullanılması sağlanır.
  • Yeni sebze ve meyve çeşitlerinin üretimi gerçekleştirilebilir.
  • İnsanlarda bulunan zararlı genler elenebilir.
  • Aşı, pestisit ve tıbbi bitki üretimi gerçekleştirilir.
  • İnsanın zarar gören ya da işlevini kaybeden organ ve dokuların değiştirilmesi amacıyla yapay organ ve doku üretimi gerçekleştirilir.

Doğal kaynakların günden güne azaldığı dünyamızda gıda açığına bir çözüm bulmak için her gün daha da gelişen bir teknoloji olarak biyoteknolojinin önemi fazladır.

Biyoteknoloji Uygulamaları

Tarım alanında son derece basit biyoteknolojik uygulamalarla gerçekleştirilen önemli üretim artışlarının, zamanımız teknolojisine uygun adımlarla daha da artırabileceği düşünülmektedir. Biyoteknoloji dalındaki uygulamalar sayesinde tarım alanında gerçekleşen artış insanların açlık sorununa kalıcı olabilecek çözümler getirecek.

Tarımsal Biyoteknoloji

Tarımsal Biyoteknoloji Nedir?

Biyoteknoloji çalışmaları, tarım alanında bilinen ıslah yöntemleri ile çözülemeyen ve ekonomik öneme sahip olan sorunların çözümü için önemli katkılar sağlamaktadır. Hastalıklara ve zararlılara karşı dayanıklılığı aktifleştiren genlerin aktarımı ile kullanılan ilaçların miktarlarında azalma gözlenmekte ve verimde de bir artış söz konusudur. Aromayı arttırarak ve raf ömrünü uzatarak pazarlamada kolaylık sağlanır. Bahsedilen yararları dışında, transgenik organizma ( GDO olarak adlandırdığımız genetiği değiştirilmiş organizma)’lardan elde edilen ürünler doğada yetişen ürünlerden ayrı olarak kendi türlerine ait olmayan genleri de içerdikleri için bazı önemli olabilecek riskleri taşımaktadır. Bu risklerin ortadan kalkması için yoğun bilimsel araştırmalar dâhilinde pratiğe aktarılan uygulama sonuçlarının değerlendirilmesiyle zamanla mümkün hale gelebilecektir.

Tarımsal Biyoteknoloji

Transgenik Bitkiler

Genetik olarak yapısı değiştirilmiş bitkiler olarak tanımlanır. Normal koşullar altında oluşması beklenmeyen bir gen birleşimine sahiptirler. Transgenik bitkiler bu sebepten ötürü virüs, bakteri, hayvan ve bitkilerden transfer edilen genlere sahip olabilirler. Transgenik bitkilerde gen transferi zararlılarla mücadeleyi, ürünün tadını ve görünümünü değiştirmeyi, besin değerini arttırmayı amaçlamaktadır. Örnek olarak, kutuplarda yaşayan balıktan izole edilen ve donmayı engelleyen antifreeze genini bu özelliği domates ve çilek gibi bitkilere aktarılarak bitkilerin soğuğa karşı daha dirençli genetiği değiştirilen domates ve çilekler geliştirilmiştir. Başka bir örnek de mısır ve diğer ürünlerde B.t geninin kullanımıdır. B.t. normalde doğada bulunan bir bakteri türüdür ve larvalar için öldürücü bir proteinin üretimini gerçekleştirir. Bu proteini kodlayan gen mısıra aktarılarak mısır insektlere karşı kendi pestisitini üretebilmektedir.

Transgenik Bitkiler

Transgenik Bitkilerin Zararları

Çevre yönünden taşıdığı riskler;

Gen aktarımı sayesinde elde edilen transgenik ürünlere ait çiçek tozları ekildikleri arazideki bitkilere bu geni aktarabileceği kuşkusu bulunmaktadır. Bu aktarım ciddi problemler ortaya çıkarabilir ve bitkilerle mücadelede harcanan paraların israf olmasına sebebiyet verebilir.

Hedefin dışında kalan organizmalar için istenmeyen zararlı etkiler oluşabilir. Yapılan bir araştırma sonucunda B.t. mısırı poleninin, tırtıllarda yüksek ölüm oranına yol açtığı bildirilmiştir. İngiltere’de gerçekleştirilen başka bir çalışmada genetik modifikasyonlarla üretilen bazı ürünlerin soyu tükenmeye yüz tutmuş tarla kuşunun tamamen yok olacağına sebep olacağı bildirilmiştir. Tarla kuşunun neslinin tükenmemesi çevre açısından önemlidir çünkü tarla kuşu yabani ot tohumuyla beslenir ve bu sayede yabani otlar yok olur.

İnsan sağlığı yönünden taşıdığı riskler;

Bitkilere yapılan gen transferi sonucunda yeni bir alerjen madde ortaya çıkabilir ve hassas bireyler için alerjik sorunlara yol açabilir. Örneği ABD’de transgenik bir mısır türünün sindirim kanalında yavaş parçalanması ile alerjik belirtiler gözlemlenmiştir ve daha sonra üretici firma tarafından bu ürünler piyasadan toplanmıştır.

Dini inançlar;

Yahudiler ve Müslümanlar dini inançlarının gereği olarak domuz geni içeren transgenik ürünleri istemezler.

Ekonomik endişeler;

Transgenik ürünlerin pazarlanması çok uzun ve pahalı olan bir işlemdir. Üreticiler, bu bitki varyetelerinin patenti alındığında tohum fiyatları yükseldiği için endişelidirler.

Organik Tarım

Organik (ekolojik) tarım bitkisel ve hayvansal üretime içine alır. İşletmeye organik gübre girişi sağlama işlemi toprağın zenginleşmesine sebep olmaktadır. Bu ifadelerden ötürü organik üretimin bitkisel ve hayvansal üretimle bir arada olduğu anlaşılmaktadır. Ekolojik tarımdan asıl olarak bitkisel üretim alanında söz edilmektedir. Fakat et, süt ve yumurta gibi hayvansal ürünlerin bebeklerde ve çocuklarda zihinsel ve bedensel gelişmelerinde çok büyük katkılar sunduğu aşikardır bu yüzden de gelişmiş ülkelerede bitkisel ürünlerde olduğu kadar hayvancılıkta da organik tarım tanımı ortaya çıkmış ve başlamıştır.

Organik Bitkisel Üretim

Organik bitkisel üretimde, üretimin her alanında kimyasal bir madde kullanmadan üretimden tüketime kadar her bir aşaması kontrollü ve sertifikalı biçimde üretilir. Ekolojik ve biyolojik tarım, yoğun tarımsal girdi kullanımının ortaya çıkardığı çevre ve sağlık sorunlarının giderilmesinde oldukça önemli olan alternatif bir üretim şeklidir. Organik tarım sadece bir gıda üretim kaynağı değildir, sürdürülebilir kalkınmanın, eko-turizmin, biyolojik çeşitliğin korunmasının, erozyon, çölleşme ve iklim değişikliğine neden olan etkilerin giderilmesini sağlayan tarımsal üretim modelidir.

Organik Tarım

Tüm dünyada hızla gelişmekte olan ekolojik tarımda genelde ülkelerin geleneksel ürünleri ilk örnekleri oluşturur. Mesela Hindistan’da çay, Danimarka’da süt ve süt ürünleri, Arjantin’de et ve et ürünleri, Türkiye’de kurutulmuş ve sert kabuklu meyveler gibi daha birçok ülkenin birçok ürünü ekolojik olarak üretilen ürünler arasındadır.

Ülkemizde ekolojik tarımın gelişimi Avrupa ülkelerinin talepleri doğrultusunda başlamıştır. İlk olarak 1984-1985 yıllarından kuru üzüm ve kuru incirin ekolojik olarak üretimi yapılmış ve Avrupa ülkelerine ihraç edilmiştir.

Organik Hayvancılık

Yoğun üretimden ötürü barınakta bulunan hayvan sayısının artması, yerleşim yerindeki sıkışıklık, yetersiz hareket alanının eksikliği, yetersiz iş gücü, özen gösterilemeyen bakım ve tarımsal ilaç kalıntıları hayvanlarda stres hormonlarının üretimini arttırarak bağışıklık sistemlerinin bozulmasına sebep olmaktadır. Hayvanların beslenmesinde kullanılan hormon ve antibiyotik gibi katkı maddeleri hayvansal ürünlerde kalıntı bırakarak insanlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Hayvan refahı gelişmekte olan ülkeler için önemlidir bu yüzden son zamanlarda ekolojik hayvancılık önerilmektedir. Organik hayvancılık yapabilmek için;

  1. Ekolojik bir sürü oluşturulmalı ve bununla birlikte uygun damızlık ve ırk seçilmelidir.
  2. Hayvanlar GDO içermeyen organik yemlerle beslenmelidir.
  3. Hayvanların refahının sağlanabileceği uygun yaşam koşulları oluşturulmalıdır.
  4. Hayvanlar sağlıklı ve özenli şekilde yetiştirilerek sağlıklı ürünler elde edilmelidir.

Biyoteknoloji ve Genetik Mühendisliği Arasında Ne Fark Vardır?

Genetik mühendisliği ve biyoteknoloji

Genetik Mühendisliği

Genetik Mühendisliği, DNA ya da organizmanın genlerinin ihtiyaçlar doğrultusunda yönlendirildiği biyoteknolojik bir uygulamadır. Genetik mühendisliğinin esas olarak amacı insanların ihtiyaçlarını fayda sağlayarak karşılamaktır. Genetik mühendisliğinde bir işlevden sorumlu tutulan diğer organizmaların belirlenmiş bir geni izole edilir ve farklı bir organizmaya aktarılır. Daha sonra genin ifade edilmesine izin verilerek bundan faydalanılır.

Biyoteknoloji

Biyoteknoloji, biyolojik fayda sağlamak amacıyla organizmaların değiştirildiği biyolojinin etkili uygulamalarından birisidir. Biyoteknolojinin, finansal olarak yarar sağlaması için teknolojik olarak biyolojik bir sistem, ürün, türev ya da organizma kullanılır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Negibi sosyal içerik paylaşım sitesidir. Tüm hakları saklıdır izinsiz kullanılamaz ya da kopyalanamaz.