Eyvah Kaza Yaptım! Peki Sonrasındaki Tazminat Davası Sürecinde Neler Olur? Neler Yapılmalı?

Günümüzde araç kullanımının yaygınlaşması ve insanların pandemi sebebiyle toplu taşımadan uzaklaşarak kendi araçlarını kullanmayı tercih etmeleriyle doğru orantılı olarak trafik kazalarında da gözle görülür şekilde artış meydana gelmiştir.
Başımıza gelmiş olan bir trafik kazasını ceza davası sürecini es geçerek kusur durumlarını da göz önünde bulundurarak tazminat davası yönünden ele aldık.

Trafik Kazası Sebebiyle Tazminat Davası Nedir?

Trafik kazası sebebiyle açılaca k olan maddi ve/veya manevi tazminat davasının ne olduğuna bakarak başlayalım. Bu dava türüne başvurabilmemiz için öncelikle en az bir (daha çokta olabilir) motorlu aracın katıldığı kaza mevcut olmalı dır. Bu kazada meydana gelmiş olan ölüm veya yaralanma gibi bedensel zararlar ya da bunlardan kaynaklı olarak üçüncü kişilere ait ev, araba, arazi gibi mal varlıklarında meydana gelen zararların veya eksilmelerin giderilmesi gerekmektedir. Bunların giderilmesi için zarara uğramış olan kişi veya kişiler tarafından trafik kazasında sorumluluğu bulunanlara karşı zararları oranında tazminat davaları açılır. Trafik kazası sebebiyle açılacak olan tazminat davaları bunlardır.

Trafik kazasını sebep göstererek açılacak olan maddi ve/veya manevi tazminat davasının hukuki dayanağı trafik kazasının Borçlar Kanunu madde 49 uyarınca bir haksız fiil sorumluluğu doğuruyor olmasıdır. Trafik kazası durumunu hukuki nitelik bakımından haksız fiil olarak değerlendirmemizin bir çok bakımdan bazı neticeleri vardır. Bunlar; zamanaşımı, mahkemenin yetkisi, tazminatın miktarı ve benzeri değerlendirilebilecek pek çok konuyu içermektedir. Bu yazımızda trafik kazaları nedeniyle açılacak tazminat davaları tüm yönleriyle ele alınıp incelenmiştir.

Trafik kazalarında tazminat davaları

Trafik Kazası Sebebiyle Tazminat Davasında Zamanaşımı Süresi

Bilindiği üzere hukukta her zaman usul esastan önce gelir. Bundan mütevellit her dava türünde olduğu gibi trafik kazası sebebiyle açılacak olan tazminat davalarında da sürelere dikkat edilmelidir. Dava açma süresinin ne zaman başladığı ve ne zaman sona erdiği göz önünde bulundurulmalı ve buna göre hareket edilmelidir. Trafik kazaları sebebiyle açılacak olan tazminat davalarında tazminat davası zaman aşımı süresi trafik kazasının meydana geldiği gün ,yani aslına bakacak olursak haksız fiilin işlendiği gün, işlemeye başlar. Tüm haksız fiillere uygulanan iki tür zaman aşımı süresi mevcuttur kanunumuzda. Trafik kazalarına dayanan tazminat davası durumunda da bu iki zaman aşımı süresinden davacının lehine olan süre hangisi ise o zaman aşımı süresi davaya uygulanır. Şimdi trafik kazaları sebebiyle uygulanacak zaman aşımı süreleri nelermiş onlara bakalım.

  • Esas Zaman Aşımı Süresi : Trafik kazası sebebiyle zarar gören kişinin dava açması için mevcut olan zaman aşımı süresi zarar görenin zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren başlayacak olup yine zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren iki yıldır. Zarar gören faili ve fiili bahsettiğimiz süreden çok sonra da öğrenmiş olabilir. Bu gibi durumlarda ve her halükarda fiilin işlenmesinden itibaren 10 yıllık bir zaman aşımı süresi söz konusu olmaktadır (Kara Yolları Trafik Kanunu madde 109). Örneğin, 16.01.2017 tarihinde gerçekleşen yaralamalı bir trafik kazasında; yaralanan, kazaya yani yaralanmasına neden olan fiilden haberdar olmasına (kaza anında) rağmen, faili 01.01.2018 tarihinde öğrenirse eğer dava zamanaşımı süresi de bu tarih esas alınarak hesaplanır. Buna göre 01.01.2018 tarihinden başlayarak hesaplanan dava zaman aşımı süresi 01.01.2020 yılında sona erecektir. Bu kaza ölümlü de meydana gelebilirdi ve o zamanda burada olduğu gibi zarar görenlerde dava açma hakkına haiz olurlardı. Kısacası zarar gören kişi ve zarara uğrayan diğer kişiler mevcut olayımızdan hareketle 01.01.2020 yılından itibaren bu trafik kazası sebebiyle tazminat davası açamayacaktır.
  • Ceza Zaman Aşımı Süresi : Trafik kazası sebebiyle ceza zaman aşımı sürelerinin uygulanması için mevcut kazanın ayrıca suç teşkil etmesi de gerekiyor. (Kara yolları Trafik Kanunu madde 109/2). Bu kazalarda ölüm olması durumunda kanunda düzenlenen taksirle adam öldürme suçu; yaralanma olması durumunda ise taksirle adam yaralama suçu meydana gelmiş olur. Ceza kanununda da düzenlenen suçlar için bazı zaman aşımı süreleri öngörülmüştür. Bu trafik kazaları sonucu oluşan yaralama ya da ölüm durumlarında da kanunun (ceza kanununun) o suç için öngördüğü süre ne ise bu sebebe dayanılarak açılacak olan maddi ve manevi tazminat davası için zaman aşımı süresi de odur. Ceza Kanununda bulunan temel dava zaman aşımı süresinin geçmiş olması durumunda ise eğer açılmış olan ceza davası devam ediyorsa ceza hukukundaki “uzamış dava zaman aşımı” devreye girer. Bu durumda ceza davası devam ettiği sürece trafik kazası sebebiyle açılacak olan tazminat davası herhangi bir süreye bağlı kalmaksızın istenildiği zaman açılabilir.

Trafik Kazası Nedeniyle Tazminat Davası Kime Karşı Açılır? Davalısı Kimdir?

Başta da açıkladığımız gibi trafik kazası sebebiyle oluşacak durumun hukuki niteliği haksız fiil olarak kabul edilir. Bundan dolayı maddi ve manevi tazminat davaları haksız fiilin sorumlularına karşı açılacaktır. Ancak söz konusu olan trafik kazası durumu olduğu için bizzat o haksız fiili işleyenler dışında bir de kaza dolayısıyla oluşacak zararlara karşı tazminat sorumluları vardır. Trafik kazasının neticesinde ölüm yaralama ya da mal varlığında herhangi bir zarar olması halinde aşağıda belirteceğimiz kişilere maddi ve manevi tazminat davası açılabilecektir.

  • Aracın Sahibi: Kara yolları Trafik Kanunu madde 3’e göre aracın sahibi aracın işleteni sayılmaktadır. Bu sebeple trafik kazalarında oluşacak zararlara karşı tazminat sorumluluğu vardır.
  • Aracın Sürücüsü: Trafik kazasında aracın sürücüsü aleyhine kusurluysa tazminat davası açılabilir. (Borçlar Kanunu madde 49)
  • Aracın İşleteni:  Trafik kazasına karışan bir aracın sahibi ve sürücüsü gibi işleteni de oluşan her türlü zarardan müteselsil olarak sorumlu olur. Bu sebeple işleten aleyhine de maddi ve/veya manevi tazminat davası açılabilmektedir. (2918 sayılı KTK md.85/1) Aracın sahibi trafik tescil kayıtlarında kim olarak gözüküyorsa o kişi aynı zamanda aracın işleteni olarak da kabul edilir. Araç sahibinin bu sorumluluktan kurtulabilmesi için aracın üzerinde fiili bir hakimiyeti olmadığını, araç için harcamaları bir başkasının yaptığını veya araç üzerinde bir ekonomik çıkar varsa bundan bir başkasının faydalandığını bunlar neticesinde de işleten sıfatının bulunmadığını kanıtlayabilmesi gerekir. Motorlu araç bir işletme adına ya da bir teşebbüsün unvanı ile veya o unvan ile kesilmiş bir biletle işletiliyorsa aracın işleteni meydana gelen zararlardan sorumlu olur.
  • Sigorta Şirketi: Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) veya poliçe kapsamı dahilinde İhtiyati Mali Mesuliyet Sigortası (Kasko Sigortası) bulunan araçlar trafik kazasına karıştığı zaman bu sigortalar hangi şirket tarafından yapılmışsa sorumluluk o şirket üzerine doğar. Ölüm, yaralanma ya da oluşacak diğer zararlardan o şirkette sorumlu olur.


Kimlere Karşı Açılabileceğini Gördük. Peki Bu Davayı Kimler Açabilecek?

Öncelikle yaralamalı trafik kazalarında yaralanan şahsın bizzat kendisi maddi ve/veya manevi tazminat davası açabilir. Mevcut trafik kazası sebebiyle yaralanan kişi bu yaralanmadan kaynaklı maluliyeti sebebiyle çalışma hayatında uğrayacağı (iş görememekten veya tam görememekten) iş gücü kaybına dayanarak maddi tazminat ; yine bu trafik kazası sebebiyle yaşadığı elem, keder, sıkıntı ve üzüntüye dayanarak da manevi tazminat talep edebilir. Bu yaralanma ağır bir yaralanma boyutundaysa eğer yaralanan kişinin yakınları (anne, baba, eş, çocuklar, nişanlı) da talepte bulunabilir. Onların bir iş gücü kaybı olmayacağından sadece “manevi tazminat ” olmak üzere zararlarını ileri sürebilir, talep edebilirler. (Yargıtayın uygulamalarında ağır yaralanma olarak nitelendirilen şeyler kişinin uzuv kaybı yaşaması ya da hayati fonksiyonlarını yerine getirememesi gibi durumlardır.)

Eğer trafik kazası ölümlü bir kaza ise mevcut kazada ölen kişiden yaşamı esnasında destek alan herkes maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilir, dava açabilir. Ölen bekar ise anne babasına evli ise de eşine ve çocuklarına destek verdiği karine olarak kabul edilmektedir. Bahsedilen bu kişilerin ölümün ardından maddi manevi tazminat talebinde bulunması için ölenin desteğini aldıklarını ispat etmelerine gerek bulunmamaktadır. Diğer yakınları için ise (amcası, nişanlısı vb. Gibi) ispat şartı aranmaktadır. Onların talepte bulunabilmeleri için yaşamı esnasında ölen kişiden destek aldıklarını ispatlamaları gerekmektedir.

Bahsedilen Davalar İçin Yetkili ve Görevli Mahkemeler Hangileridir?

Ölümlü veya yaralamalı trafik kazaları durumunda açılacak olan maddi ve manevi tazminat davalarında birden çok yetkili mahkeme vardır. Bunlar:

  • Davalılardan herhangi birinin ikametgah mahkemesi
  • Trafik kazasının meydana geldiği yer mahkemesi
  • Zarar görenin ikametgah mahkemesi
  • Trafik sigortası şirketinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 2/1 ‘e göre Ölümlü veya yaralamalı trafik kazaları sebep gösterilerek açılacak olan maddi ve manevi tazminat davalarında kural olarak görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Ancak davalılardan trafik sigortasını yapan şirkete karşı açılacak olan davada görevli mahkeme ise Asliye Ticaret Mahkemesi’dir. Çünkü sigorta şirketinin buradaki sorumluluğu ticari bir iş ve ilişkiden kaynaklanmaktadır. Bunun yanında aynı dava içerisinde diğer sorumlulara da dava açılıyorsa (aracın sürücüsü, sahibi, işleteni) yine görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi’dir.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Negibi sosyal içerik paylaşım sitesidir. Tüm hakları saklıdır izinsiz kullanılamaz ya da kopyalanamaz.