Fizyoloji nedir? Hücre Fizyolojisi ve Sinir Sistemi Fizyolojisi

Anatomi nedir?

Anatomi, canlıların yapısını ve yapıyı oluşturan organlarla birlikte bu organlar arasındaki ilişkiyi inceleyip araştıran bilim dalıdır. İnsan anatomisi, vücudu ve organların şeklini, yapısını ve durumlarını inceler. İnsanın anatomik ve fiziksel yapısı cinsiyet, ırk, yaş ve çevresel etkiler olarak farklılık gösterse de temel olarak aynı özellikleri taşır.

İnsan anatomisi ve fizyolojisi

Fizyoloji nedir?

Fizyoloji; canlıların hücre, doku ve organlarının çalışmasını inceleyen bilim dalıdır. İnsan fizyolojisi, insanın vücudunda işleyen kimyasal ve fiziksel olayların çalışma prensibini inceler. Vücudumuzda bulunan organ ve sistemler birlikte bir uyum içerisinde çalışırlar. Vücudumuzdaki bütün organlar damarlar ve sinirler ile birbirine bağlıdır. Bu birlikte çalışma durumu herhangi bir dokuda, sistemde ya da organda meydana gelebilecek sorunu tüm vücuda aktarabilir.

Anatomik ve fizyolojik yapılar çevresel ve genetik etkenlerle birlikte değişkenlik gösterebilir. Büyüme sırasındaki beslenme şekli, fiziksel aktiviteler gibi çevresel etkenler yapının farklılığına sebep olabilir.

Hücreler organizmayı oluşturur. Hücreler bir araya gelir ve belirli görevleri yerine getirmeleri için dokuları ve dokular da özelleşerek organları oluşturur. Organlar ise sistemleri bir araya getirir. Tüm bunların sonucunda organizma diye adlandırdığımız canlı bireyi meydana getirirler.

Hücre Fizyolojisi

Hücre Fizyolojisi


Hücre, canlının en küçük temel yapı birimidir. Canlılar bir ya da birden çok daha fazla hücrelerden oluşurlar. Bütün hücreler plazma membranı ile kaplıdır. Hücreler, prokaryotik ve ökaryotik olmak üzere iki çeşittir.

  • Hücrelerin genel olarak işlevleri;
  • Bölünerek çoğalırlar.
  • Besinleri işler ve enerjiye dönüştürürler.
  • Enzim, hormon, protein ve organik maddeleri oluştururlar.
  • Zararlı maddelerin uzaklaşmasını sağlarlar.

Sitoplazma

Çekirdeğin çevresinde bulunur, saydam ve sıvıdır. Sitoplazmada; mitokondri, golgi aygıtı, endoplazmik retikulum, ribozom, lizozom ve sentrozom bulunur. Hücre zarı, sitoplazmaya şekil verir ve dış çevre ile ilişkisini sağlar.

Hücre zarı, madde alış verişi yapar ve sitoplazmanın ürettiği maddeleri hücrenin dışına çıkartır. Vücuda giren mikropları ve yabancı maddeleri içeri alarak etkisiz hale getirir.
Hücre madde alımını katı ve sıvı olarak gerçekleştirir. Katı maddeler fagasitoz, sıvı maddeler pinositoz yoluyla alınır.

Mitokondri: Hücrede en önemli özelliği enerji üretimi yapmasıdır.
Ribozom: En önemi görevi protein sentezidir.
Endoplazmik Retikulum: Çekirdek zarının oluşumunda ve proteinlerin taşınmasında görev alır. Zar üzerinde sentezlenen yağ ve enzimleri golgiye taşır.
Golgi aygıtı: Mukus salgılarlar ve lizozomları yaparlar.
Lizozom: Hücre içerisinde bulunan maddeleri sindirir.
Sentrozom: Temel görevlerinden biri kromozomların bölünmesi ve taşınmasıdır.

Çekirdek

Çevresi sitoplazmaya sarılıdır ve genel olarak hücrenin merkezinde bulunurlar. Hücrenin denetim merkezidir. Hücrede gerçekleşen kimyasal tepkimeleri ve bölünmeyi denetler.

Hücrelerin çoğalması nasıl olur?

Hücre Bölünmesi

Hücre, bölünerek çoğalır.
Mitoz bölünme: Karyokinez bölünme olarak da adlandırılır. Mitoz bölünme sırasında hücre düzenli olarak bölünür. Ökaryotik hücrelerde görülür. Çok hücreli canlılarda büyüme, gelişme ve onarım sırasında görev alır.
Mayoz bölünme: Genel olarak eşeyli üreme için gereklidir. Bu yüzden eşeyli üreyen tüm canlılarda görülebilir. Diploid hücrelerde ortaya çıkar. Bölünme sonucunda kromozon sayısı yarıya düşer ve dört tane haploit hücre oluşur.

Kan Fizyolojisi

Damarlarda dolaşan kırmızı renkli sıvıdır. Yoğun ve yapışkan bir yapısı vardır. Kan, sıvı olan plazma ve diğer katı (alyuvar,akyuvar,trombosit gibi) elemanlardan oluşur.
Temel görevleri; taşıma, düzenleme ve korumadır.

Taşıma
Oksijeni akciğerlerden damarlar aracılığıyla vücudun diğer organlarına taşır. Atılımının gerçekleşmesi için karbondioksiti ve diğer metabolik atıkları karaciğer, böbrek, akciğer ve ter bezleri gibi organlara taşır.

Düzenleme
Pıhtılaşmanın gerçekleşmesini sağlar. Vücut ısısının ve asit-baz dengesinin korunmasını sağlar. Su ve elektrolit miktarlarının ayarlanmasında görev alır.

Koruma
Yabancı mikroorganizmalardan ve başka yabancı cisimlerden vücudu korur.

Kanın Bileşenleri

Plazma

Kanın sıvı bölümüdür. Plazmanın çok büyük bir kısmı sudur ve su sayesinde plazmadaki besinler çözünerek taşınır. Geriye kalan kısmını ise plazma proteinleri, elektrolitler, aminoasitler, glikoz, enzimler, antikorlar, hormonlar ve metabolik atıklar oluşturur.

Plazma proteinleri; albümin, globulin, fibrinojendir. Bu proteinler plazmadaki onkotik basıncı sağlarlar. Onkotik basınç sayesinde sıvı damar içine geri alınabilir. Aynı zamanda plazma proteinleri bazı hormonların kanda taşınmasında rol alır.

Globülinler yağın taşınmasında, fibrinojen kanın pıhtılaşmasında görev alır.

Kan Plazması

Kanın şekilli elemanları (alyuvar,akyuvar,trombosit)

Alyuvar, akyuvar, trombositler bu bölümü oluştran katı hücrelerdir.
Kan hücrelerinin tüm kana olan oranı hematokrit olarak adlandırılır.
Kemik iliğinde kan üretimi 5 yaşına kadar tüm kemiklerde ve ilerleyen yaşlarda belli kemiklerin belli bölümlerinde devam eder. Yaş arttıkça bu kemiklerde de üretim azalır.
Kanın katı bölümü ile ilgili daha geniş kapsamlı bilgiyi buraya tıklayarak öğrenebilirsiniz.

Sinir sistemi fizyolojisi

Sinir sistemi hücreleri canlılarda vücut bütünlüğünü korur, meydana gelen değişikliklere karşı vücudun iç dengesinin korunmasında rol alır.

İnsanlarda bulunan sinir sistemi reseptör (alıcı) hücreler ile efektör organlar arasında iletişimi sağlar.

Reseptör hücre, çevreden gelen uyarıların duyu organlarında algılanmasını sağlarlar. Reseptör hücreler; kemoreseptör, mekanoreseptör ve fotoreseptör olarak 3’e ayrılır.
Reseptör hücrelerde, oluşan uyartılar sinir hücreleri aracılığıyla merkezi sinir sistemine taşınır ve yorumlanır. Merkezi sinir sisteminde oluşan cevaplar sinir hücreleri aracılığıyla kas ve salgı bezlerine iletilir. Bu organlar efektör olarak adlandırılır. Efektör organlar alınan uyarıya uygun tepkiyi oluşturur.

Sinir Sistemi

Sinir hücresinin yapısı

Sinir hücrelerine nöron denir. Nöronlar dentrit, hücre gövdesi ve akson olarak 3 farklı bölüme ayrılır.

Hücre gövdesi: Mitokondri, ribozom, endoplazmik retikulum gibi organellerin bulunduğu kısımdır.
Dentrit: Sinirlerden gelen uyarıları alarak reseptör görevini gerçekleştirirler.
Akson: Hücre gövdesinde gerçekleşmiş uyarıların ve sentezlenen maddelerin nöronlara ya da efektör organlara taşınmasını sağlar. Bazı aksonların etrafı miyelin kılıf ile kaplıdır.
Miyelin kılıf: Schwan hücrelerinden oluşur. Miyelin kılıfın olmadığı bölümlere Ranvier boğumu denir. Miyelini bulunan nöronlardaki uyartı iletim hızı miyelin bulunmayan nöronlardan daha fazladır. Miyelin kılıf zarar görürse sinirsel iletim çok büyük oranda aksar ve çeşitli hastalıkların oluşmasına sebep olur. Yetişkin sinir hücreleri bölünemediği için sinir sistemi hastalıklarının tedavisi kolay değildir.

Duyu nöronu (afferent nöron) :Reseptörlerden aldığı uyartıyı merkezi sinir sistemine iletir.
Ara Nöron (internöron): Merkezi sinir sisteminde bulunur. Duyu nöronlarıyla motor nöronların bağlantısını sağlar. Duyu nöronlarından gelen bilgileri değerlendirir ve cevabı ilgili motor nörona iletir.
Motor Nöron (Efferent Nöron): Merkezi sinir sisteminden aldığı uyartıyı kas veya endokrin gibi salgı bezlerine taşırlar.

Sinaps: İki nöron arasındaki bağlantıyı sağlar. Bir nörondan diğerine uyarı iletirler.

Sinir sistemi fonksiyonları

• Vücut içi olayların kontrolünü sağlar.
• İstemli hareketlerin planlanmasını ve kontrolünü sağlar.
• Hafıza ve öğrenme fonksiyonlarını gerçekleştirir.

Merkezi sinir sistemi

Beyin

Beyin

Sinir sisteminin en önemli kısmıdır. Birçok nörondan oluşur. Beyin kafatası ve 3 katlı zarı bulunan meninges ile korunur.
Meninges zarları; sert zar, örümceksi zar ve ince zardır.
Sert zar: Kafatası kemiklerinin altında bulunur.
Örümceksi zar: Taşıdığı bağ doku lifleriyle ince zar ile sert zarı birbirine bağlar.
İnce zar: Beynin kıvrımlarını örter ve taşıdığı kan damarlarıyla beynin beslenmesini sağlar.
İnce zar ile örümceksi zar arasında beyin-omurilik sıvısı yer alır. BOS, kan basınıcının etkisiyle kılcak damarlardan çıkan sıvılardan meydana gelir.

BOS’un görevleri

• Beyni ve omuriliği darbelere karşı korur.
• Merkezi sinir sisteminde oluşan iyon değişimlerini dengede tutar.
• Nöronlar ile kılcal damarlar arasında madde alış verişinde rol alır.

Beyin; ön beyin, orta beyin ve arka beyin olmak üzere 3’e ayrılır.

Ön Beyin

İnsan beyninin en büyük kısmıdır ve diğer bölümleri örter. Ön beyin, uç ve ara beyin olarak 2’ye ayrılır.

Uç beyin, beyin yarımkürelerinden; ara beyin, talamus ve hipotalamustan oluşur.

Beyinin Bölümleri

Uç beyin

İki yarım küreden oluşur ve bu yarım küreler üstten nasırlı cisim, alttan beyin üçgeni isimli yapılar ile bağlantıldır.
Rolando yarığı, beyin yarım kürelerini enine ayıran derin yarığa verilen isimdir.
Ön beyinden enine bir kesit alındığı zaman dışarıda boz madde içeride ak madde kısımları bulunur.
Boz madde nöronların gövdelerinden oluşur ve beyin kabuğu ismini alır. Bu yapı kıvrımları sayesinde yüzey alanını artırır.
Ak madde, miyelini bulunan nöronların aksonlarından meydana gelir. Miyelin kılıf yağ yapılı olduğu için bu kısım beyazdır.

Beyin kabuğunun görevleri;

Zekaya bağlı olan olayları (hafıza,konuşma,yazma gibi) kontrol eder.

Görme, işitme, tat alma, koku alma, terleme, sıcak ve soğuk gibi duyuları algılar.

Kol, bacak ve yüzdeki kasların kontrolünü sağlayan merkezleri bulundurur.

Ara beyin

Talamus: Duyu organlarından gelen impulsları sınıflandırın sınıflandırılıp beyin kabuğuna gönderildiği merkezdir. Uyku ve uyanıklık durumunu düzenler.
Hipotalamus: Vücudun homeostasinin korunduğu bölgedir. Hormonal kontrol burada sağlanır. Duyusal davranışlar burda kontrol edilir.

• Kan basıncı ve kalp atış hızını ayarlar.
• Vücut ısısının sabit tutulmasında rol alır.
• Susama, idrar oluşumu ve elektrolit dengesinin düzenlenmesini sağlar.
• Açlık ve tokluk hislerini oluşmasını sağlar.
• Karbonhidrat ve yağ metabolizmasının ayarlanmasında görev alır.
• Burada salgılanan özel hormonlar ile hipofiz bezinin çalışmasını düzenler.

Orta beyin

Duyu organlarından gelen bilgileri beyin kabuğuna aktarır. Görme ve işitme reflekslerinden sorumludur.

Arka Beyin

Beyincik, omurilik soğanı ve ponstan oluşur.

Sinir Sistemi

Beyincik

İki yarım küreden oluşur ve yarım küreler arasında pons bulunur.
Dış kısmında boz iç kısmında ak madde bulunur. Ak madde boz madde içinde dallanmalar yapar ve bu görünüm ağacı andırır bu yüzden hayat ağacı olarak adlandırılır.

Beyinciğin temel görevleri;

Denge ve hareket merkezidir. İç kulakta bulunan yarım daire kanalları ile gözden gelen uyartıları değerlendirip, dengeler.

Görme, işitme ve kas hareketleri arasındaki uyumu sağlar.

İstemli hareketlerin düzenlenmesinde beyin yarımküreleriyle birlikte çalışır.

Omurilik Soğanı

Beyinciğin altında omurilik ve pons arasında bulunur. Dışta ak içte boz madde bulunur. Hayati olayları kontrol eder. Omurilik soğanı zarar gördüğü takdirde birey ölebilir.
• Solunum, boşaltım, dolaşım, sindirim ve salgılama gibi yaşamsal faaliyetleri düzenler.
• Yarım kürelerden çıkan sinirleri çaprazlayıp omuriliğe gönderir.

Pons

Kalın sinir demetlerinden oluşur. Pons, omurilik soğanı ve orta beyin ile birlikte beyin sapı olarak adlandırılır. Beyinciğin iki yarım küresi arasında impuls iletimini sağlar. Vücudun sağ ve sol tarafında yer alan kasların çalışmasını ve solunum merkezini düzenler.

Omurilik

Omurilik

Omurganın içinde bulunur ve omur kemikleri tarafından korunur. Üzerinde meninges zarları bulunur. Dışta ak madde içte boz madde bulunur. Omuriliğin iki önemli görevi vardır.

Uyartıları iletmek: Beyin ile çevresel sinir sistemi arasında bağlantıyı kurar. Çevreden gelen uyartılar ile oluşan impulsları beyne iletir. Beyinden gelen impulsları ise çevresel sinir sistemine ileterek hedef organların uyarılmasını sağlar.

Refleksleri yönetmek ve kontrol etmek: Uyartı karşısında istemsiz ve otomatik olarak yapılan hareketlere denir. Refleksler ikiye ayrılır;

Doğuştan var olan refleksler kalıtsaldır. Emme refleksi gibi…
Kazanılmış refleksler, ise limon görünce ağzın sulanması gibi…

Omurilik daha önceden öğrenilmiş bazı davranışları da yönetir. Dans etme, bisiklete binme, araba kullanmak gibi…

Bu tip alışkanlıklar beyin kabuğunda öğrenilir ve refleks olarak omuriliğe geçer.

Çevresel Sinir Sistemi

Çevresel Sinir Sistemi

Beyin ve omurilikten çıkarak vücuda dağılan sinirlerden oluşur.
Omurilik sinirleri 31 çifttir. Bu sinirler tüm vücuda yayılır. En önemlisi bacaklara giden siyatik sinirlerdir.
Kafa sinirleri 12 çifttir. En önemlisi 10. Çift olan vagus siniridir.

Somatik sinir sistemi

İstemli olarak çalışır. Bilinçli yaptığımız hareketleri denetler.

Otonom sinir sistemi

İç ortamı düzenleyen ve istemsiz çalışan bir sistemdir. Otonom sinirlerde miyelin kılıf bulunmaz.
İç organların ve sistemlerin çalışmasını düzenler.
Birbirine zıt çalışan sempatik ve parasempatik sinirlerden oluşur. Bu sayede homeostatik denge sağlanır.
Sempatik sinirler sistemleri hızlandırırken parasempatik sinirler yavaşlatır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Negibi sosyal içerik paylaşım sitesidir. Tüm hakları saklıdır izinsiz kullanılamaz ya da kopyalanamaz.