Hematoloji Nedir? Türk Hematoloji Derneği Ne Yapar?

Sadece bir yerimiz yaralandığında gördüğümüz kan vücudumuzun birçok yapısında olduğu gibi bilindiğinden çok daha spesifik özellikler ve önemli bir anlam taşıyor. Ve kana kırmızı rengini bir zamanlar viral olan videoda söylendiği gibi fişne suyu değil hemoglobin veriyor.

Hematoloji nedir?

Hematoloji ne demektir?

Kan bilimi adını alan hematoloji, tıbbın kan ve kan bozuklukları ile ilgilendiği dalıdır.

Hematoloji, kan ve kan üreten organlarla ilgili bilim dallarıyla bir arada çalışır.

  • Kan bileşenlerinin kökenini ve gelişme sürecini inceler.
  • Kan bileşenlerinin yapısını inceler.
  • Kan bileşenlerinin görevlerini inceler.
  • Kan bileşenlerinin düzenleme seviyelerini inceler.

Eritrositler

Alyuvar ya da kırmızı kan hücreleri olarak da adlandırılırlar. Kanda en çok bulunan hücrelerdir. Kırmızı kan hücreleri adından da anlaşıldığı gibi kana kırmızı rengi veren hücrelerdir. Omurgalılarda, akciğer ya da solungaçlar yoluyla vücudun diğer organlarına oksijen taşınmasında başlıca görev alırlar. Alyuvarlara sahip canlılar oksijen taşımak için hemoglobin molekülünü kullanırken yumuşakçalar gibi canlılarda bakır içerikli hemosiyanin kullanılır. Embriyo döneminde karaciğer ve dalakta; yetişkin bireylerde kırmızı kemik iliğinde üretimleri gerçekleşir. Ömürleri 120 gün kadardır. Ömrünü tamamlayan alyuvar hücreleri dalak ve karaciğerde parçalanır. Olayın sonunda bilurubin açığa çıkarak safra suyu yapısına katılır.

Alyuvar sayısı yaşa, cinsiyete ve yüksekliğe göre değişiklik gösterir. Deniz seviyesinden yüksekteyken oksijen miktarı azalır ve alyuvar sayısı artar.

Alyuvarların zarındaki glikoprotein (antijen) molekülleri bireyin kan grubunu belirler. Bu hücreler damar dışına çıkamaz ve aktif hareket edemezler. Kanla beraber pasif taşınırlar.

Memelilerin olgun akyuvar hücrelerinde çekirdek ve mitokondri gibi organeller bulunmaz. Çekirdekleri olmadığından bölünemezler.

Kırmızı Kan Hücreleri

Alyuvar hastalıkları

Anemi: Kanda yeterli alyuvar ya da hemoglobin bulunmamasından kaynaklı oluşan kan hastalığıdır. Kalıtsal ya da çevresel olabilir. Anemi hastaları genel olarak halsiz, yorgun olabilirler ve güçsüz hissedebilirler.

  • Demir eksikliği anemisi (dünya üzerinde en sık görülen anemi çeşididir)
  • Orak hücre anemisi
  • Talasemi (Akdeniz anemisi)
  • Sferositoz
  • Pernisyöz anemi
  • Aplastik anemi
  • Hemoliz

Polisitemi: Kandaki alyuvarların artmasıyla hemoglobin oranının da normal kalmamasıdır.

Hemoglobinopati: Hemoglobin molekülündeki globin (protein yapılı) zincirlerinin herhangi birinin yapısında farklılığa neden olan genetik bir hastalıktır. Birçok alyuvar hastalığını da içinde bulundurur. Bu yüzden semptomlar da değişiklik gösterebilirler. Orak hücre anemisi ve talasemi buna örnektir.

Kan hastalıkları

Lökositler

Akyuvar ya da lökosit olarak da adlandırılır. Beyaz kan hücreleridir. İlikte ve lenf bezlerinde üretilirler. Vücudu hastalıklardan ve yabancı maddelerden korurlar, bağışıklık sisteminin hücresel bileşenini oluşturan kan hücreleridir. Enfeksiyon halinde beyaz kan hücreleri sayısını çok kısa sürede artırarak hastalıklarla çok hızlı bir şekilde savaşabilir. Çekirdek ve mitokondri gibi organelleri bulunur. Amip gibi yalancı ayak oluşturarak aktif hareketi sağlayabilirler.

Granülositler

Hücre sıvısındaki granüllerden dolayı granülosit adını alırlar. Monosit, lenfosit, nötrofil, bazofil ve eozinofil olarak 5’e ayrılırlar. Bakteriler öncelikli olmak üzere virüs, mantar ve parazitlere karşı da savaşırlar. Hastalık etkenlerine karşı ilk savunma mekanizmasını granülositler sağlar. Nötrofiller, hastalık etkenlerinin etrafını sararlar ve sindirimini (fagasitoz) gerçekleştirirler. Ölmüş vücut hücrelerini de fagasitoz yoluyla ortamdan uzaklaştırırlar. İltihap oluşmasından granülositler sorumludur.

Akut ve kronik myeloid lösemilerde granülositler dönüşüme uğrarlar ve sayısı artan kötü huylu hücreler sebebiyle granülositlerin ve diğer kan hücrelerinin sayısı azalır.

Lenfositler

Kandaki lökositlerin yaklaşık yarısını oluştururlar ve alyuvar hücrelerinden büyüklerdir.

T-lenfositler, hücresel bağışıklıkta ve B-lenfositlerin aktivasyonunda rol alırlar.

B-lenfositler, antikor üreterek humoral (sıvısal) bağışıklık sağlarlar.

Beyaz Kan Hücreleri

Trombositler

Özelleşmiş kemik iliği hücrelerinden kopan sitoplazmik parçacıklardır. Kan pıhtılarının oluşumunda görev alırlar. Kan pulcukları olarak da adlandırılırlar. Çok küçük yapılıdırlar ve çekirdekleri yoktur.

Trombositopeni: Kanda bulunan trombosit sayısının az olmasıdır.

Trombositoz: Kanda bulunan trombosit sayısının yüksek olmasıdır.

Trombositler

Koagülasyon ( Kanın Pıhtılaşması)

Kanın havayla temasından sonra trombositler sayesinde kanın tortu haline gelmesidir. Pıhtılaşma sürecinde kan pulcukları ile protrombin ve fibrinojen proteinleri görev yapar. Ayrıca K vitamini ile kalsiyum iyonları da pıhtılaşmaya yardımcı olurlar. Kan pıhtılaşmaz ise hemofili hastalığı gözlenir.

Protrombin ve fibrinojen proteinleri inaktif yapılı olup karaciğerde üretildikten sonra kana verilirler.

Pıhtılaşma süreci

  1. Damar zedelenir ve damar duvarındaki kollajen iplikçikler açığa çıkar. Trombositler iplikçiklere yapışır ve çevresindeki trombositleri yapışkan hale getirecek bir madde salgılar.
  2. Trombositler birbirine yapıştıktan sonra trombosit tıkaç oluşur. Küçük hasarlarda trombosit tıkaç kan kaybını durdurur.
  3. Eğer hasar büyükse bunlara ek olarak fibrin iplikçikleri oluşur. Fibrin iplikçiklerinin oluşması şu sırayla gerçekleşir;
  4. Trombositlerden ve hasar görmüş hücreler sayesinde salınan pıhtılaşma etkenleri, plazmada bulunan pıhtılaşma etkenleri ile karışır.
  5. Pıhtılaşmaya etkenleri, plazmada bulunan protrombin proteinini aktif molekül olan trombine dönüştürür.
  6. Trombin enzimi, fibrinojeni fibrine dönüştürür. Trombin, fibrin iplikçikleri sayesinde oluşan ağ trombosit tıkacın üzerine yapışıp kan hücrelerini ve plazmayıda içine alarak pıhtı oluşumunu gerçekleştirir. Pıhtı ile hasarlı bölge kapatılır ve kanama durdurulur.
Kanın pıhtılaşması

Kan grupları

Antijen (aglütinojen) glikoproteinleri alyuvar zarında bulunurlar ve kan grubumuzun belirlenmesinde rol alırlar. Antikorlar (aglütinin) ise akyuvarlar tarafından üretilen ve plazmaya bırakılan proteinlerdir.

AB0 sisteminde, alyuvar zarında yani antijen olarak A ve B bulunur. Plazmada ise anti-A ve anti-B olarak adlandırılan antikorlar bulunur.

Uygun olmayan kan alışverişlerinde antijen ve antikorlar birleşir ve çökelmeye sebep olur. Bu olay aglütinasyon (çökelme) olarak adlandırılır.

Kanın Görevleri

Koruma: Vücutta yaralanma sonucu meydana gelen yaradan akan kan oksijenle temas ettiği zaman trombositler sayesinde kurur ve yaranmasına kapanmasını sağlar. Bu şekilde vücutta kan kaybına engel olunur.

Taşıma: Sindirim sistemi sayesinde parçalanan besinleri hücrelere aktarır. Akciğerler aracılığıyla vücuda alınan oksijeni dokulara taşır. Metabolizma çıktısı olan karbondioksit akciğerlere ulaştırır.

Savunma: Vücuda giren virüs bakteri gibi maddeler kan tarafından fagasitoz yoluyla sindirilerek zararsız hale getirilir ve yabancı maddelere karşı antikor yapımını da gerçekleştirir.

Düzenleme: Metabolizma sonucu açığa çıkan ısı bütün vücuda dağıtılır ve vücudun ısı dengesi korunur.

Türk Hematoloji Derneği

Türk Hematoloji Derneği

Derneğin amacı

Ülkemizde bulunan hematoloji ve hematolojiyle bir arada çalışan bilim dallarının iletişimini gerçekleştirmek, hematoloji alanında yapılan çalışmaları,araştırmaları geliştirmek ve desteklemek.

Derneğe üye olma

Asil üye, onursal üye, fahri üye olarak 3’e ayrılır.

Asil üye olmak için;

  • 18 yaşını bitirmiş olmak,
  • Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmak,
  • Hematoloji ve onunla birlikte çalışan bilim dallarında faaliyet gösteriyor olmak,
  • Tıpta uzman olmak ya da tıp alanlarında bilim dalında doktora yapmış olmak gereklidir.

Bu özellikleri taşıyan kişiler başvuru formunu doldurur ve derneğe üye olan iki kişinin referansı ve dilekçe ile dernek yönetimine başvururlar. Yönetim kurulu, üyelik için yapılan başvuruları değerlendirir ve üyeliğe kabul veya reddi ile ilgili başvurur sahibine bir yazı gönderir.

Onursal üye olmak için; hematoloji ve onunla ilgili bilim dallarında uluslararası katkıda bulunmuş başka bir derneğe üye olmayan Türk ya da yabancı bilim adamları yönetim kurulu önerisi ve genel kurulun çoğunluğunun alacağı kararla birlikte onursal üye olurlar. Oy hakkı olmaksızın toplantılara katılabilirler.

Fahri üye olmak için; derneğe maddi ve manevi katkı sağlayan kişiler yönetim kurulunun kararı ile üye olmaya hak kazanırlar. İsterlerse ödenti verebilirler ve oy hakkı olmadan genel kurul toplantılarında yer alabilirler.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Negibi sosyal içerik paylaşım sitesidir. Tüm hakları saklıdır izinsiz kullanılamaz ya da kopyalanamaz.