Homeopati: Bir Tedavi mi Yoksa Bir İnanış mı?

Homeopati, son zamanların çok tartışılan bir konularından biri. Homeopati tedavisi bir alternatif oldu, homeopati ilaçları ise hem tartışmalı, hem de popüler bir hal aldı. Homeopati tedavisi görenlerin yorumlarından bazıları işe yaramadığını öne sürerken, bazıları ise çok etkin bir deneyim olduğu hakkında kendinden emindiler. Peki homeopati ne demek ve nasıl işliyor? Modern tıpta homeopatiden yararlanabilir miyiz?

Homeopati ilaçları, minik şeker kaplı tabletler formunda bulunabiliyor.

Homeopatinin temel ipuçlarından biri, ”Benzer benzeri çözer” ilkesidir. Tedavi, hastalıkta bulunan belirtilerden yararlanılarak yapılır. Yani örneğin uyku probleminiz varsa, bunu kahvenin içinde bulunan bir bileşen ile çözmek veya şişikleri, böceklerdeki salgılarla tedavi etmek gibi. İkinci ipucu ise homeopati ilaçlarının çok seyreltilerek düşük dozda uygulanması. İlaçları çok fazla seyrelterek ve karıştırarak, onların etkilerinin artırılacağı düşünülür. İlaçları seyreltmek için alkol ya da damıtılmış su kullanılır. Örneğin bir birimlik çözelti, dokuz birimlik su ile karıştırılır ve bir birim ilaç ile dokuz birim su ile toplam on birim ilaç oluşturulur ve bu ”1X” olarak gösterilir. Şimdi 1X’lik çözelti, dokuz birim suyla daha karıştırılır ve 2X’lik çözelti elde edilir. İstenilen etki derecesine ulaşılana kadar bu böyle tekrar ediyor. Daha sonra oluşturulan bu ilaç oral olarak ya da tablet ilaçlar şeklinde alınıyor. Fakat bu ilaç çok daha seyreltik oluyor, örneğin 15Xlik bir çözelti hazırlarsak, tek bir hapı okyanusa atmış gibi oluruz. Hatta bundan daha seyreltilmiş çözeltiler de bulunuyor. ”C” adlı birim, 1 birim ilaç ile 99 birim suyun karıştırılması demek. Bunun anlamı, bir tablet ilaç ve milyon küsür birim su demek.

Çözelti seyreltme işlemi

Homeopatinin en şaşırtıcı ve tartışılan yönü de bu seyreltme işlemi. Bu kadar küçük bir maddenin seyreltilince daha etkili olacağı savunuluyor, ancak fizik kuralları pek de bu yönde değil. Bazı aşırı seyreltilmiş homeopatik ilaçlarda, örneğin 30C’lik bir çözeltide, eklenilen ilacın bir atomuna bile rastlanmıyor. Homeopatlar, ilacı her çalkalamada etken maddenin özünün çözeltide bulunduğunu savunuyorlar. Fakat bu, her bir damla suda bir öz olduğu anlamına geliyor ki buna göre kanalizasyondan arıtılan sularda da mı bir öz olmalı? Okyanuslarda binlerce bitki ve hayvan bulunuyor, yani okyanuslar da büyük bir çözelti olabilir ve eğer bu doğru olsaydı, birçok insanda yan etkiye yol açabilirdi.

Bitkilerden elde edilen birçok homeopatik ilaç bulunuyor.

Peki bu ilaçlar nasıl oluyor da işe yarıyor ve başarılı oluyor? Homeopatinin gelişimi çok eskilere dayanıyor. Eskiden tedaviler çok ağrılı ve acılıydı ve enfeksiyon benzeri sorunlar hastaları iyileştirmekten çok onlara zarar veriyordu. Almanya’da Samuel Hahnemann, bu acılı tedavileri anlamsız buldu ve homeopatinin gelişimi böylece başladı. İnsanlar homeopatiyi sevdi çünkü eskisine göre zararsız bir tedavi yöntemiydi. Hahnemann’ın bazı şartları vardı. Ona göre zararlı olan yiyecekleri tamamen yasaklıyordu, baharatlar, tatlı yiyecekler, soğan, hatta peynir ve et bile. Odalar çok sıcak ve havalandırılmamış olmamalı, sürekli oturularak çalışılmamalı, at binilmemeli, gün içinde uyunmamalı… Eğer tüm bunlar yerine getirilirse ancak Hahnemann’ın homeopatik ilaçları işe yarayabilirdi. Günümüzde ise bu şartların hiçbirini homeopatlar ileri sürmüyor. O zamandan beri modern tıbbı geliştirdik. O zamanların insanlarında kat kat daha sağlıklı bir durumdayız. Yaşam süremiz arttı. Teşhis yöntemleri acısız, hızlı ve teknolojik hale geldi. Hastalıklara neyin iyi geldiğini kanıtlamak ve tedavi yöntemlerini kontrol etmek için sayısız yöntemlerimiz mevcut. Tüm bunlara bakıldığında, homeopati plasebo olarak, yani etkisiz kalıyor.

Sahte ilaç ve gerçek ilacın aynı etkiyi yaratması, sahte ilacın plasebo etkisi yaratması sebebiyledir.

Tüm bunlara rağmen, eğer homeopatinin insanlar üzerinde etkisi iyi yönde oluyorsa, nasıl etkileşime girdiğinin bir önemi kalmaz. Bunu deneyip çok iyi hissedebilirsiniz. Ya da çok kötü bir hastalığını homeopati sayesinde yenmiş birini tanıyor olabilirsiniz. Ayrıca doğum korkusunda, doğum ağrısının hafifletilmesinde, doğum sonrası kanamalarda işe yaramış birçok ilaç mevcut ve bu uygulamalar yaygın olarak kullanılıyor. Homeopati, Türkiye’de ”Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği” ile yasal bir boyut bile kazandı.

Peki ülkemizde homeopati kursu mevcut mu? Türkiye’de klasik homeopati eğitimi, tıp ve diş hekimliği öğrencilerine 220 saat teorik eğitim, 130 saat uygulama eğitimi, klinik homeopati eğitimi ise 180 saat teorik ve 170 saat uygulama eğitiminden oluşuyor. Bu eğitimler, tıp fakültesi veya diş hekimliği mezunlarına, Sağlık Bakanlığı tarafından onay alarak açılmış merkezlerde veriliyor. Homeopat olmak için, sertifikalı hekim veya diş hekimi olma şartı aranıyor. Hekim veya diş hekimleri, klinik veya klasik homeopati yöntemlerinden birini seçerek homeopat oluyorlar. Yani homeopati doktorlarına başvururken sertifikalarının olmasına dikkat etmeniz gerekiyor.

Londra’da bulunan bir homeopati hastanesi.

Peki bu deneyimler ve eğitimler neyi ifade ediyor? Plasebo dediğimiz, ilacın bir etkisinin olmaması fakat hastanın ilacın işe yarayacağını düşünmesine yönelik durum, homeopatide mevcut gibi görünüyor. Fakat zihninizin ne kadar açık olduğunun bir önemi yok, eğer bir tedavinin sizi iyileştireceğine inandıysanız, o tedavinin sizi iyileştirme ihtimali var. Ayrıca plasebo kişiden kişiye aktarılabilir de. Örneğin bir anne, emzirme ile ilgili bir homeopati tedavisi aldıysa ve bu tedavinin güvenilir olduğunu, işe yarayacağını düşünüyorsa ve bunun rahatlığıyla bebeğini emziriyorsa bu, bebeği rahatlatabilir ve emzirmeyi düzene koyabilir. Buna, mimiklerimizden bizi anlayan hayvanlarımızda da rastlayabiliriz.

Homeopati, anne-bebek problemlerinde de kullanılıyor.

Eğer homeopatiyi güçlü kılmak istiyorsak, zaman gerçeğini görmek zorundayız. Yıllardır hayatta kalıyoruz. Hafif bir enfeksiyonu kapıyoruz fakat birkaç günde kendiliğinden geçiriyoruz, grip veya nezle oluyoruz, birkaç gün ilaç kullanarak atlatabiliyoruz. Kullandığımız ilacın bizi eski halimize döndürdüğüne inanıyoruz. Normalde ise sadece dinlenme ile zaten iyileşme gerçekleşecekti.

Homeopati, dünyadaki sayısız ilaç endüstrisi içinde minik bir alternatif gibi görünmeyi istiyor. Fakat bu endüstri, kendisine ilaç endüstrisinde çoktan büyük bir yer buldu bile. Homeopatide büyük yatırımlar mevcut ve bu yatırımlardan halihazırda büyük karlar elde ediliyor. Homeopati yatırımcıları kendilerine lobiler kurdular ve haklarını aramak için epey savaşıyorlar. Bu endüstri giderek büyüyor ve büyüyecek.

Homeopati endüstrisi her geçen gün büyüyor.

Bazı insanlar ise homeopatinin etkisiz değil zararlı olduğunu öne sürüyor. Bunun nedeni ise, homeopatinin modern tıptaki kanıtlanmış çalışmaları hiçe sayma olasılığı ve modern tıbba karşı oluşacak olan güvensizlik. Bu güvensizlik aşıya karşı olan insanlarda zaten mevcut. Bunun zararı ise, gerçekten yardıma ihtiyacı olan ve hastalığının çaresinin modern tıbta olan birinin, tedaviye ulaşmak yerine homeopatik ilaçlarla hayatının tehlikeye atılması olabilir.

Modern tıp ile homeopati arasında büyük farklılıklar mevcut.

Homeopatide örnek almamız gereken bir gerçek bulunuyor: Homeopatla olan ilişkinin çok sağlıklı olması ve homeopatın, hastanın tüm sorunlarına holistik yani bütüncül yaklaşıyor olması. Bu, tedavideki soruna daha kişisel yaklaşmayı sağlayacaktır ve hastaya ayrılan vakit artacaktır. Modern tıpta tek bir doktordan tedavi çözümü bulamayan ve sorununu tümüyle anlatamayan birçok hastaya rastlayabilirsiniz. Homeopatın empati yanlısı ve ilgisi davranışı, hastaya bir terapi gibi gelebilir ki bu da hastayı çok iyi hissettirebilir.

Modern tıp, homeopatide olduğu gibi hastaya bütüncül yaklaşmalıdır.

Modern tıp her yıl milyonlarca ölümü önler. Ancak bunu çok sistemli bir şekilde organize olarak ve tasarruf çerçevesinde bir bütçeyle yapar. Bütçenin kısıtlı olması, sağlık personellerinin çok sayıda hastaya yeterli vakit ayırmasını engeller. Personeller hastayı dinlerken vakti verimli kullanmak zorundadır. Teşhisin hızlı konması, tedavinin hızlı tamamlanması gerekmektedir. Bu da hastalarda yeterli ilgi görmedikleri ve tedaviye karşı güvensizlik hisleri geliştirebilir. Homeopati, modern tıbbın işte bu ilgi eksikliği ve vakit ayıramama özelliğine ışık tutmalıdır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Negibi sosyal içerik paylaşım sitesidir. Tüm hakları saklıdır izinsiz kullanılamaz ya da kopyalanamaz.