İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!

Son güncelleme:

Bilinen ismiyle İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddetin ve aile içi şiddetin önlenmesi, bunlarla mücadele edilmesi için yapılan uluslararası bir sözleşmedir. Asıl adı Avrupa Konseyi Sözleşmesi olup, kadınlarımızı korumak konusunda devletin yükümlülüklerini belirleyen bir sözleşmedir.

#İSTANBULSÖZLEŞMESİYAŞATIR

Otuz Dört Ülkede Yürürlükte!

Türkiye’de 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe giren sözleşme, biz de dahil Danimarka, Yunanistan, Avusturya, Hollanda, Norveç ve İsviçre gibi otuz dört ülkede kabul edildi. Peki İstanbul Sözleşmesi’nin maddeleri ne? Neden bu kadar tartışılıyor. İşte sözleşmedeki maddelerin amacı:

1- Cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmak, kadınlara yapılan ayrımcılığı engellemek ve kadınları güçlendirip özgürleştirmek.

2- Şiddet gören kadınları korumak ve onları desteklemek.

3- Kadına yönelik her türlü şiddeti ve aile içi şiddeti engellemek, yok etmek.

4- Şiddete karşı kadını ve çocuğu koruyan tüm kurum ve kuruluşları bir çatı altında toplayıp birlikte hareket etmelerini sağlamak.

İstanbul Sözleşmesi Uygulansın!

Türkiye’de İstanbul Sözleşmesi Neden Artık İstenmiyor?

Tarihimize baktığımızda ataerkil fakat kadına gerçekten değer veren ve yönetim, ekonomi, eğitim gibi birçok alanda da önemli isimler yetiştirmiş bir ülkeyiz. Günümüzde ise ya insanlar artık zıvanadan çıktı ya da biz etrafımızda olan biten kötülükleri sosyal medya aracılığıyla daha kolay görüyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ne baktığımızda maddeleri Batı’ya göre belirlenmedi. Türkiye’de toplanan bir kurul bu maddeleri belirledi, ayrıca sözleşmenin ne kadar koruyucu ve masum bir sözleşme olduğunu görüyoruz. Peki bu sözleşmeyi neden hala tartışıyoruz?

İstanbul Sözleşmesi’nde kadının beyanı esas alınır. Yani bir kadın ben şiddet görüyorum diyorsa, önce kadına inanılır ve erkek için evden uzaklaştırma kararı çıkarılır. Daha sonra ise olayın arkası araştırılmaya başlanır. Fakat 2019 yılından beri gündemde olan iddia şu: “Kadının beyanı esas alınıp erkek evden uzaklaştırılıyor. Bu ailenin parçalanmasına ve sağlıksız ilişkilere sebep oluyor.” Kadın evinde şiddet görüyorken ortada çok sağlıklı bir aile tablosu varmış gibi!

İkinci bir iddia da şu: “İstanbul Sözleşmesi’nin cinsiyet eşitliğini savunan 3. ve 4. maddeleri eşcinsel ilişkileri koruma altına alıyor ve toplumun yapısı bozuluyor.” Oysa kadınlar sadece toplumda erkeklerle eşit olabilmek istiyor, toplum yapısını ve ahlakını bozmayı savunan hiçbir madde yok.

Kadına Yönelik Şiddet

Kadın’a Şiddet Durmuyor

2020 yılında Türkiye’de tam 300 kadın cinayeti işlendi, 171 kadın da şüpheli bir şekilde ölü bulundu. Darp edilenlerin, şiddet görenlerin sayısı ise binlerce. İstanbul Sözleşmesi ile birlikte, Türkiye Anayasası’nda devlet, kadın veya erkek her vatandaşın can güvenliği korumak zorundadır. Evet uzaklaştırma kararı çıkıyor, eş evden gidiyor fakat ertesi gün silahla tekrar geri geliyor. Uzaklaştırma kararı ise bir kağıt parçası olarak kalıyor. Devlet yükümlülüklerini yerine getirmedikçe kadın cinayetlerine bir yenisi daha ekleniyor. Zanlılara ise çok komik cezalar veriliyor. Bu kadar kolay mı bir insanın canını almak, böylece hayatına devam etmek?

“Sen yıllarca kiralarda sürünürsün başkası gider kamu arazisine çöker, ev yapar affedilir. Sen vergini verirsin diğeri vermez, affedilir. Gürültü yapıp komşunu bile rahatsız etmezsin öbürü gider insan öldürür, affedilir. Sanki yemin etmişler namusuyla yaşayanı ezmeye.”

Kadına Şiddete Hayır!

Daha Dün “İki” Kadın Öldürüldü

Maalesef ki kadınlara yönelik şiddet hakkında bir haber duyuyoruz. Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Emekçi kadınların haklarını savunmak, kadın erkek eşitliğini sağlamak, kadınların varlığını ve değerini kutlamak için olan bir gün. Kadınlar 1 gün değil, 365 gün değerlidir oysa yaşama hakları ellerinden alınıyor.

7 Mart Pazar günü 92 yaşındaki Hanım Pınarlı, 23 yaşındaki komşusu Aytu Çetin tarafından cinsel saldırıya uğradıktan sonra boğularak öldürüldü.

92 Yaşında Öldürülen Hanım Pınarlı ve Katili Aytu Çetin

7 Mart Pazar günü 34 yaşındaki Reyhan Korkmaz, eşi Zeynel Korkmaz tarafından 4 çocuğunun önünde bıçaklanarak öldürüldü.

7 Mart Pazar günü sokakta 24 yaşındaki E.M. eski eşi İbrahim Zarrap tarafından 5 yaşındaki kızlarının önünde öldüresiye dövüldü.

8 Mart Pazartesi günü 20 yaşındaki Merve Nur Polat’ın cesedine ulaşıldı. Katilin, cansız bedeni 4 ay terasta sakladığı belirlendi.

21 Yaşında Öldürülen Merve Nur Polat

İstanbul Sözleşmesi İçin Yapılan Eleştiriler

Toplumdaki çoğu insan İstanbul Sözleşmesi’nin içeriğini bilmiyor. Kendi haklarını bilmesi gereken kadınlarda, okuma oranı düştükçe konuya hakimiyeti azalıyor. Bugün ki Netflix dijital platformu eleştirilip yasaklanıyor, televizyonda konusu kadına şiddet ve tecavüz olan dizilere laf söyleyen kimse yok. Boşanmak toplumumuzda ayıplanıyor, oysa evlenmek kadar doğal bir durum. Sağlıksız bir evlilik sağlıksız çocuklar yetiştirir, boşanmak bazen aile yapısını bozmak değil korumaktır. Son zamanlarda tartışılan İstanbul Sözleşmesi için yapılan birkaç açıklamaya değinelim.

  • Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: ” İstanbul Sözleşmesi bizim için bir ölçü değildir.”
  • Ak Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş: “Nasıl sözleşmenin usulünü yerine getirerek imzalandıysa, aynı şekilde usulünü yerine getirerek bu sözleşmeden çıkılır.”

Şiddet eğilimi olan erkekleri cesaretlendiren İstanbul Sözleşmesi’nde yer alan “Cinsel yönelimin koruma altına alınması.” ifadesi değil de, aşağıdaki örnekler olabilir!

  • “Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz. Bu fıtrata terstir.”
  • “Kız ve erkek öğrencilerin bir arada eğitim almasını büyük bir yanlışlık olarak değerlendiriyorum.”
  • “Anneliği reddeden bir kadın, iş hayatında ne kadar başarılı olursa olsun özgünlüğünü kaybeder, eksik ve yarımdır.”
  • “Hamileliği davul zurna ile herkese göstermek bize terstir. Karnı şiş bir kadın sokakta gezemez.”
  • “Kadın dediğin herkesin içinde kahkaha atmayacak.”

Evet işte bu cümleler televizyonda, mitinglerde veya mecliste kadın bedeni üzerinden yapılan çirkin açıklamalar. Herkesin bir fikri olabilir, fakat kamuoyuna hitap ederek konuşmak, cani insanlara destek çıkmaktan farksızdır. Bu açıklamalardan sonra benim de aklıma birkaç söz geldi. ” Ahlak ve namus deyince sadece kadından konuşmaya başlayan herkes, ahlaksız ve namussuzdur.” ya da “İnsanın fikri neyse zikri de odur.”.

Kadın ve Demokrasi Derneği

Kız Çocuklarınızı da Erkek Çocuklarınızı da Eğitin!

Kadın ve Erkek Eşitliği

İzlediğimiz haberler hepimizin içini ürpertiyor elbet, bir gün bizim veya sevdiğimiz birinin de başına gelmeyeceğinin maalesef ki garantisi yok. Aileler tedirginliklerini çocuklarına baskı kurarak gösterir. Oysa çocuk veya genç her birey keşfetmek ve her şeyi yaşamak ister. Çocuklarınızı, özellikle kızlarınızı koruyun, eğitin. Korumaktan kastım eve kapatmak değil, her ne yaparsa yapsın arkasında olduğunuzu belirtin. Ailesinden gizli bir şey yapmaya gerek olmadığını, yapsa dahi ailesinin onun yanında olduğunu bilsin. Bilsin ki bir yanlışı başka bir yanlışla kapatmaya çalışmasın. Erkek çocukları ise toplumumuzda daha rahattır. Oğlunuza merhameti ve sevgiyi aşılayın, onun içindeki şiddet içgüdüsünü ortaya çıkarmayın. Oğlunuz sünnet olduğunda bir düğün yapıp kutlamayın ki penisinin de midesi gibi sıradan bir organ olduğunu anlasın. Kısacası ahlak aileden gelir, siz kızınızı da oğlunuzu da eşit yetiştirin ki bu ülke kadına yönelik şiddetten kurtulabilsin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Negibi sosyal içerik paylaşım sitesidir. Tüm hakları saklıdır izinsiz kullanılamaz ya da kopyalanamaz.