Kozmoloji Nedir? Farklı Dallarda Kozmoloji

Son güncelleme:

Kozmoloji Nedir ?

Kozmoloji yani evren bilimi evreni bir bütün olarak konu olan bir bilim dalıdır. Kozmoloji sözcüğü Yunanca “cosmologia” dan türemiştir. Kozmoloji sözcüğü günümüze yakın zamanlı bir sözcüktür. Ancak evren; tarih boyunca felsefe, ezoterizm, din ve bilim gibi birçok değişik disiplinler tarafından araştırma konusu olarak aslında bu sözcüğün geçmiş zamandan geldiğini kanıtlamaktadır. Christian Wolf’un 1730 yılında Cosmoloiga Generis isimli eserinde kozmoloji ilk kez bir sözcük olarak kullanılmıştır. Kozmoloji ile uğraşan bilim insanlarına evren bilimci veya kozmolog denir. Çağdaş yazında evren bilimi veya kozmoloji genelde fiziksel kozmoloji ile bahsedilmektedir. Bu yüzden kozmologlar, kozmoloji çalışmalarında astronomi dışında matematikten biyolojiye kadar birçok bilim dalını da kullanırlar. Kozmoloji, evrenin tarihini, yapısını ve geleceğini inceler. Fiziksel evrenin bir bütün olarak kavranılması ve anlaşılmasını sağlamak amacıyla özellikle gök bilimi, doğa bilimlerini ve fiziği bşr araya getirmektedir.

Farklı Dallarda Kozmoloji

Farklı dallarda kozmoloji

Fiziksel kozmoloji fizik ve astrofizik bilimleriyle yakın zamanda adlandırılmıştır. Ayrıca evrenin bilimsel gözlem ve deney yoluyla anlaşılması ve konu edinmesi birlikte merkezi bir konumda olmalarını sağlamıştır. Fiziksel kozmoloji, evrenin Büyük Patlama diğer adıyla Bing Bang Patlaması sonrası yaklaşık olarak 13,7 milyar yıl önce ortaya ve aynı zamanda evrenin tarihin başlangıcından sonuna kadar tamamen fizik kuralları tarafından yürütülen düzenli bir süreç olduğunu ortaya koymaktadır. Metafiziksel kozmoloji ise felsefi açıdan evreni inceler. Çok eski bir disiplin olup insanın, evrenin, tanrının veya onların ilişkilerinin doğasını ruhani ve akli olarak gözlemler veya deneyimler sonucu açıklamaya ve sezgisel çıkarımlar bulmaya çalışır. Dini kozmoloji de fiziksel kozmolojiden çok metafiziksel kozmolojiye yakındır. Evrenin tarihini ve doğasını belirli bir dini anlamda inceler. Farklı dinlerin inanç yapıları farklı olduğu için bunların evrene bakış açıları da oldukça farklıdır. Bundan dolayı dinlerin bir ya da birden fazla dini kozmolojik görüşleri vardır. Ayrıca kozmoloji, sıklıkla mitolojilerin ve dinlerin gerçeğin doğasına, var oluşlarına dair görüşlerinde de önemli bir rol oynamaktadır. Bazı durumlarda evrenin yok edilişi, son buluşu (eskatoloji) ve evrenin yaratılışı ( kozmogoni) dini bağlamda insanın evrendeki kimliği ve konumu açısından önemli bir yer işgal eder. Ezoterik kozmoloji de çağdaş bir ayrışık disiplinidir. Bu bağlamda felsefi ve dini kozmolojik anlayışlarına yakındır, geleneklerden daha ayrıktır ve belirli bir dogmatik inançtan bağımsız, inançtan ziyade çağdaş ve entelektüel bir anlayışı benimseyen ve ruhaniliği yalnızca biçimlendirici bir kavram, durum olarak gören bir kozmoloji anlayışı tanımlamaktadır.

Tarih Boyunca Farklı Kozmoloji Fikirleri

Tarih boyunca kozmoloji Dünya’da farklı bölgelerde, farklı medeniyetlerce, farklı şekillerde keşfedilmiştir. Farklı kozmogoniler evrenin ortaya çıkışına dair farklı hikayeler ortaya atmışlardır. Kozmoloji bir antropoloji araştırmasında incelenen altmıştan fazla çeşitli kültürlerde bulunan elementler olarak tarihe geçmiştir. kozmogoni ve kozmoloji topluluk kozmoloji anlayışı sık sık din ile iç içe olan kutsal sayılan dini metinlerde yer almıştır. Aynı zamanda birey düşüncelerinden dolayı farklı değerlendirmelere yol açmıştır. Dinlerin farklı olması dini farklılıklar yaratarak ortaya attıkları kozmogonileri ve kozmolojileri de farklılaştırmıştır.

1-Mezopotamya Kozmolojisi

Mezopotamya kozmolojisi

Mezopotamya kozmolojisi Mezopotamya halkının kozmolojik görüşlerinin de kabul ettiği fiziksel kozmolojinin ilk örneklerinden biridir. Hatta bazı bilim insanlarına göre ilk örneği kesin olarak kabul edilir. Bu kozmoloji görüşünde deneysel gözlem ve matematiksellik önemli bir yer edinmektedir. Özellikle Babilliler deneysel gözlemler ve matematik hesaplamalarıyla gök cisimlerinin hareketleri konusunda önemli gelişmeler sağlamışlardır. Bu dönemde ve daha sonraki dönemlerde evren dini kozmoloji anlayışlarından daha çok bugünkü standartlara daha yakın olan fiziksel kozmoloji olarak ele almışlardır. Bu kozmoloji anlayışıyla birlikte bu medeniyetlerce geliştirilen Mezopotamya kozmolojisi teorik bir alt yapı barındırmaktadır. Fiziksel kozmolojinin kökeninin bazı bilim insanlarına göre Antik Yunan olarak görmelerine yol açmışlardır.

2-Hindu Kozmolojisi

Elle yazılmış bir Rig Veda örneği

Tarihte bilinen ilk evren modelini Hindu kozmolojisi barındırır. Bu model Hinduizm’in kutsal Vedik meetinini barındıran Rig Veda’ da (kutsal metinlerinin vedalarının bir bölümü) açıklanmıştır. Onlara göre evren tamamen yıkıma uğrama ve genişleme arasında gidip gelmektedir. Samhitalar Vedik metinlerinin en eskisidir ve çok basit bir kozmolojiye yer vermektedir. Bu kozmoloji, genellikle iki ya da üç parçalı bir yapıya sahiptir. İkili durumunda; gök ve arz, üçlü olduğu durumunda; gök, arz, ve atmosfer olarak sınıflandırmışlardır. Bu noktada yaratımcılık fikri çok vurgulanmamıştır ve kozmogoni belirsizdir. Hatta kozmogoniye ilişkin ve Rig Veda’da bulunan bazı ilahilerde tanrılar dahil evrenden önce hiçbir şeyin var olmadığını ve varsa da belirsiz olduğundan bahsedilmiştir. Evrenin var oluşu ile tanrıların var oluşları arasındaki ilişkinin genel olarak belirsiz olduğunu düşünmektedirler. Rita yani evrensel düzen kavramı Rig Veda’da bazı şarkılarda bulunmaktadır. Bu metinlerden yaklaşık bin yıl sonra yazılan Upanişadlar da bu temel ve basit kozmoloji anlayışı gelişmiştir. Ayrıca özellikle felsefi anlamında da derinleşmiştir. Hindu kozmolojisinin temelini Upanişadik “kozmik yumurta” arz etmektedir. Bu kozmolojide evrensel vurgu döngüsü büyük bir rol oynar. Daha önceki metinlerde yer alan rita sözcüğünden ziyade moksa yani reenkarnasyon döngüsünden kurtuluş önem kazanır ve vurgulanır. Kozmolojinin temel taşlarını rita, Brahmn ve Atman kavramlarının yanı sıra kişinin bireysel hayatları bağlamında yer alan dharma kavramı oluşturmaktadır. Upanişadlar’daki evren anlayışları da genişleyerek yedi parçalı evren anlayışı mevcut olur. Hindiuzm kozmolojisi Upanişadlar gibi gelişse de Upanişadlar’daki gibi Vedik temellerini terk etmemektedir. Ayrıca Hindu kozmolojisi evren tarihini ( kozmik tarihçe) ve kozmografiyi de barındırır. Hindu kozmolojisi evren döngüsel kozmolojiyle uyumlu bir şekilde altın çağla başlayarak giderek kötüleşir. Bayağılaşan dört çağdan geçerek sonunda yok edilir. Sonra tekrar yaratılarak aynı dört çağı yaşar. Bu şekilde evrenin doğuşu, ölümü ve yeniden doğuşu devam ederek bir döngü oluşur.

3-Çin Kozmolojisi

Taijitu ( ying yangın simgesi)

Çin kozmolojisi düzen vurgusu yapan, evren anlayışını ying yang ve beş element ( hava, su, ateş, toprak ve metal), 64 hekzagram üzerinde temellendiren ve ahenk içindeki bir evren modelini barındıran kozmolojik temeller içermektedir. Çin kozmolojisi oldukça sadedir ve MÖ birinci bin yılda Shang Hanedanlığı sırasında ortaya çıkmıştır. Evren Dünya ve cennete ayrılmış, en baş tanrı tarından denetlenmekte ve evrenin bütünü ile parçaları arasında tam bir ilişki ve ahenk bulunmaktadır. Cennet Arz ikiciliği ve evrendeki düzenin küçük ölçekte parçalanarak insan hayatında bulunması fikri daha sonraki gelişimlerde iyice vurgulanmıştır. Çin kozmolojisi Zhou Hanedanlığı sırasında çok gelişerek sonrasında kozmolojinin temellerinden olacak olan ying yang ikiciliği kavramı bu dönemde kozmolojiye yerleşmektedir. Ying yang ikiciliği birbirine zıt olan bir çiftten oluşan ve birbiriyle çelişen bu anlayış zıtlıkların birbirleriyle var oldukları ve temelde birbiriyle yakından ilişkili olan anlayışa dayanmaktadır. Beş element ve 64 hekzagram da yine bu dönemde Çin kozmolojisinde yer almaktadır. 64 hekzagram daha öncesinde kehanet için kullanılmıştır. Ayrıca bu dönemde evrendeki değişiklik türleriyle ilişkilendirilmiş ve kozmolojik bir anlam kazanmıştır. Beş element ise evrenin doğası gereği evrende farklı gelişen şeylerin birbirine doğru değişimi, değişerek de farklı şeyleri simgelemesi bu dönemde kozmolojide yerini almıştır. Budizm anlayışının Çin’e gelmesiyle yayılarak olumsuz etkilenen Çin kozmolojisi Shang Hanedanlığı’ nda yükselse de gözden düşmekten kurtulamamıştır. Özellikle Batı’dan gelen çağdaş ve yeni bilim anlayışı kozmolojiden olumsuz etkilenmiştir. Büyük oranda geometrik şekiller bulunduran Çin kozmolojisine göre cennet kubbe yani dairesel, Dünya da karedir. Onlara göre kare şeklindeki Dünya’nın tam ortasında Çin bulunmaktadır. Karenin her köşesinde krallıklar ve dağlar bulunmaktadır. Bu kozmografi anlayışı Zhour Hanedanlığı dönemine kadar devam ederek Dünya’nın karesi dokuz parçaya ayrılmış ve dokuz sayısı bu dönemde kozmografide vurgulanarak birçok parçası dokuz bölünmüştür.

4- Yunan Kozmolojisi, Orta Çağ ve Batlamyus

Batlamyus’a göre güneş sistemi

Yunan kozmolojisi ve fiziksel kozmoloji tarihi açısından klasik dönemden olan Yunan filozofları Platon ve Aristo kozmolojileri önemlidir. Daha önceki kozmolojilerin geneline göre çağdaş kozmoloji anlayışını daha fazla benimsemişlerdir. Platon’un kozmolojisi geometrik bir anlayıştır ve kozmolojisinde gerçeklik ve görünüş arasındaki farklı bağlamlardaki görüşlerine yer vermiştir. Platon’a göre görünmeyen evren düzenli görünürdeki evren düzensizdir. Platon’un kozmolojisi kendi bağlamında tutumlu olmasına rağmen pek fazla tutunamamıştır. Platon’un öğrencisi olan Aristo dönen ve gök cisimlerini taşıyan küreler olduğunu öne sürmüştür. Bu anlayış Yunan kozmolojisi çerçevesinde Orta Çağ boyunca korunmuştur. Aristo kürelerin hareketlerinin doğası gereği döndüğünü öne sürmüş ve buna dayanarak çeşitli metafiziksel bağlantılar kurmuştur. Orta Çağ’da diğer klasik Yunan Filozoflarıyla Aristo’nun eserleri İslam Felsefesi aracılığıyla tekrar Batı’ya dönmüştür. Batı da bu eserlere olan ilgi artmasına rağmen Aristo’nun evren anlayışının, özellikle de evrenin pek çok eskiye dayanması fikri o dönemde Batı’da hakim olan Hristiyanlık anlayışıyla çelişmesi kozmolojik tartışmalarla birlikte felsefi tartışmalara da yol açmıştır. Batlamyus Yunan kozmolojisini sistematize etmiştir. Batlamyus’ un MS ikinci yüzyılda başlıca eseri olan Almagest yazdı. Bu eser genel olarak bir kabul görmüş ve yüzyıllar boyunca kullanılmış. Ayrıca kendisinden önceki yazılan eserlerin örneklerinin artık kullanılmamaları da üretilmemesinin nedenidir. Batlamyus’un evren anlayışı hesap bazlı ve sayısal değil, daha çok kürelerden oluşan ve geometriye vurgu yapan bir kozmolojidir. Yunan kozmolojisi Antroposentrik Dünya’yı evrenin merkezinde görmektedir. Ayrıca bu kozmoloji anlayışının insan merkezli olması da uzun bir süre kabul görmesine neden olmuştur.

Çağdaş Kozmoloji Anlayışı ve Gelişmeler

Samanyolu Gök Adası’nın merkezi

Çağdaş kozmoloji ile kastedilen aslında büyük oranda fiziksel kozmolojidir. Fizik ve matematik bilimlerinin yardımıyla teorilerin ispatları yapılarak astronomik keşiflerle desteklenmektedir. Bu bilim dalının içine evrenin içinde yer alan bütün gök adalar, gök cisimleri, kara delikler, yıldızlar, gezegenler, uydular girmektedir. Aynı zamanda bunların oluşumları, birbirleriyle olan ilişkilerinin teori olarak incelenmesi de bu bilim dalının araştırmaları arasındadır. Son bir iki yüzyıl içinde fiziksel kozmoloji anlayışının büyük oranda gelişmesi bilimsel keşifler ve buluşların farklı dallarda olması , teknolojinin ilerlemesi sayesinde olmuştur. Buna örnek olarak Einstein’in Görelilik Teorisi’ni söyleyebiliriz. Bunun dışında çeşitli ezoterik hareketlerin ortaya atıldığı ezoterik kozmoloji yine bu dönemde ortaya çıkarak gelişme sağlamıştır. Teknolojik olanakların sağladığı çağdaş fiziksel kozmoloji gelişmiş gözlemlerle birçok keşfe konu olmuştur. Örneğin Harlow Shapley Güneş Sistemi’ni de içinde bulunduran Samanyolu Gök Adası‘nın tahmin edilenden çok daha büyük bir çapa sahip olduğunu kanıtlamıştır. Ayrıca Shapley Güneş Sistemi’ni Gök Ada’nın merkezine yakın konumlandıran o zamana kadar yaygın bir görüş olan görüşün yanlış olduğunu kanıtlamıştır ve Güneş Sistemi’nin Gök Ada’nın merkezinden çok daha uzakta olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Çeşitli Gelişmeler, Düşünceler,Karanlık Madde ve Karanlık Enerji

Sirius A ve Sirius B

Sadece evrenin yüzde dördünün yaydığı radyasyon tarafından doğrudan gözlemlenebilir. Evrenin yüzde yirmi üçü karanlık maddeden, yüzde yetmiş üçü ise karanlık enerjiden oluşmaktadır. Karanlık enerji ve karanlık maddenin doğası hala tam olarak bilinmemektedir. Karanlık enerji evrenin genişleme hızını arttırdığı ve tüm uzaya yayıldığı düşünülen hipotetik bir enerjidir. Karanlık madde de gözlenebilmesini sağlayacak kadar elektromanyetik radyasyon yansıtmamakta ve yaymamaktadır. Ancak buna rağmen gözlemlenebilir cisimlerde kütle çekimsel etkiler oluşturmaktadır. Bundan dolayı varlığı düşünülen fakat yapısı bilinmeyen bir maddedir. Başka bir ifadeyle söylemek gerekirse bugünkü teknolojiyle bile gözlemlenemeyecek kadar sönük olan toz, gezegen, galaksiler ve yıldızlar karanlık madde değildir. Einstein evren bilimi diğer adıyla kozmolojik sabit fikrini dinamik evren yapısı kanıtlanmadan önce yer çekimini karanlık enerji ile dengeleyecek şekilde bir evren modeline ulaşabilmek için önermiştir. Ancak dinamik evren modeli kanıtlandıktan sonra bu fikirlerden vazgeçmiştir. Michael Turner karanlık enerji terimini 1998 yılında ilk kez ortaya atmıştır. Adam Guy Riess karanlık enerjiyi destekleyen ilk doğrudan kanıtı ortaya çıkarmıştır. Daha sonra Saul Perlmutter tarafından da doğrulanmıştır. İsviçreli astrofizikçi Frit Zwicky tarafından 1993′ te karanlık madde olarak anılan fenomene ve varlığına dair ilk kanıtı tespit etmiştir. Gök Adaları’nın incelenmesi sonucunda karanlık maddeye dair birçok kanıt elde edilmiştir. Eliptik Gök Adaları’nın hız dağılımları, Gök Ada kubbelerindeki kayıp madde, galaktik rötasyon eğrileri (gök ada dönüş eğrileri de denir.) gibi birçok konu karanlık maddenin varlığını destekleyecek kanıtlar sunmuşlardır. Bazı bilim insanları 1997’de evrenin olası farklı süreçlerini özetleyen dört süreçlik bir plan kurmuşlardır. Bu plana göre evren yaklaşık olarak bir katrilyon yıl sonra sönmüş, sadece kırmızı, beyaz veya kahverengi cüceler ile nötron yıldızlarının bir sürece gireceğini bu süreçten sonra büyük yıldızların kara deliklere dönüşmesiyle kara delik döneminin başlayacağını düşünmüşlerdir. Bu süreçte de evrendeki cisimlere yutarak kendilerinin de yok olacaklarını söylemişlerdir. İlgili araştırmalara göre bu süreç şu ana oranla yüz trilyon yıl sonra ortaya çıkacaktır. Son süreç Karanlık Dönem olarak anılmış ve evrende hiçbir maddenin bulunmadığı düşünülmüştür.

Kozmoloji ve Astronomi Arasındaki Farklar

Astronomi ve kozmoloji arasındaki farklar
  • İnsanın gökyüzünü gözlemlemeye başlamasıyla astronomi doğmuştur. Bu yüzden tarihi neredeyse insanlığın tarihi kadar eskilere dayanmaktadır. Kozmoloji ise 20. yüzyılda fizik ve matematik doğa bilimlerinin bel kazandığı dönemde doğmuştur.
  • Astronomi ilk olarak takvim oluşturmak amacıyla kullanılmıştır. 18 ve 19. yüzyıllarda fizik bilimindeki derinleşme ve gelişme astronominin de derinleşmesini ve gelişmesini sağlamıştır. 20. yüzyılın bilimsel başarısı ve arayışı, astronomiye duyulan ilgiyi arttırmaya neden olmuştur. Galileo, Kopernik ve Kepler gibi eski astronomlar bu bilim dalını daha da önemli kılınmasını sağlamıştır. Çünkü 20. yüzyılın sonları ve 21. yüzyılın başlarındaki gelişmelerde astronomi evrenin algılanışını kökünden değiştirmeye yaramıştır.
  • Genellikle bir şemsiye kavram olarak kullanılan astronomi; gezegensel astronomi, gözlemsel astronomi, radyo astronomi ve astrobiyoloji gibi alt dallara ayrılmıştır. Diğer yandan kozmoloji evrenin gelişimini ve kökenini araştırır. Bununla birlikte kozmoloji evrenin nasıl ortaya çıktığı, zamanın nasıl başladığı gibi sorulara yanıt olabilecek teoriler geliştirir. Bu yüzden astronomi kozmolojiye göre çok daha basit bir bilimdir.
  • Kozmoloji daha çok teorik, astronomi ise daha çok gözlemseldir.
  • Kozmoloji büyük ölçüde ileri fiziğe ve matematiğe dayanan teoriler geliştirir. Büyük patlama teorisi gibi teorileri formüle ederek gözlemsel verilerle bu teorileri doğrular. Örneğin pulsarlar ve nötron yıldızları ile ilgili çalışmalar kozmolojinin alanına girer. Astronomi ise daha yüzeysel olarak bakılan bilim dalıdır.

Farklarından kısaca bahsetmek gerekirse gök cisimlerinin hareketleri ve konumlarını inceleyen bilim dalına astronomi denir. Yıldızları, gezegenleri, galaksileri ve kara delikleri inceleyerek bunların yapılarını, işleyişlerini ve dinamiklerini keşfetmeye çalışmaktadır. Kozmoloji ise evrenin yapısını, evrimini ve kökenini bütün olarak inceleyerek evrenin ortaya nasıl çıktığını ve nasıl sonlanacağını araştıran bilim dalıdır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Negibi sosyal içerik paylaşım sitesidir. Tüm hakları saklıdır izinsiz kullanılamaz ya da kopyalanamaz.