Pestisit Nedir ? Pestisitin Yararları ve Zararları

Pestisit Nedir ?

Pestisit gıda maddelerinin tüketimi, üretimi, depolanmaları zamanında gıdalara zarar veren mikroorganizma ve zararlı olanları yok etmek ya da uzaklaştırmak için kullanılan karışımlardır. Bunların dışında gıdalara ya da doğrudan hayvan ve insanlara hastalık etmeni taşıyarak halkın sağlığı için zararlı olanları kontrol etmek, bitkilerin büyümesini düzenlemek amaçlarıyla da kullanılabilen biyolojik ya da kimyasal ürünlerin tamamına pestisit adı verilmektedir.

Pestisit Kullanımının Tarihçesi

Pestisit kullanımının tarihçesi

Homer kükürt fumigasyonundan (zararlılardan korunma metodu) Hz. İsa’dan önce 1000 yıllarında söz etmektedir. Demokritos, Hz. İsa’dan önce 470 yılında yapraklarını zeytin ekstreleri ile bitki küfünü önleyebilmek için yağlamıştır. Cato Hz. İsa’dan önce 200 yıllarında üzüm bağlarında kükürt dumanını kullanmıştır. Romalılar Sıçan Savaşı için Helleborus bitkisini ( çöpleme bitkisi) kullanmışlardır. Buğday pasının önlenebilmesi için Pliniy Historia Naturalis kitabında tahıl tohumlarına şarap uygulamasını önermekteydi. Çinliler karıncalardan ağaçları böceklerden korunmak için yararlanmaktadırlar ve arsenik kullanarak 900′ lü yıllarda bahçe böcekleriyle savaştılar. Arsenik ve kükürt pestisit olarak kullanılan ilk maddelerdir. Daha sonra nikotin yani botanik kökenli maddeler kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde hala daha bazı bölgelerde balık avlamak için çok yüksek riskli nikotin kullanılmaktadır. 16. yüzyılda nikotin kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonra 19. yüzyıldan itibaren krizantemden elde edilen pyrethrum kullanılmaya başlanmıştır. ABD’ de Paris yeşili gibi bakır arsenik bileşikleri Colorado patates böceğine karşı kullanılmıştır. 1860′ lı yıllara kadar bu kullanım devam etmiştir. Daha sonra metal bileşik olan kurşun ve cıva da kullanıma sokulmuştur. Sınırlı birkaç madde 2. Dünya savaşına kadar kimyasal kontrollü olarak kullanılmıştır. Bu maddeler büyük oranda cıva ve bakır tuzları ve fungusit olarak kükürdün kullanılmasıdır. Bunun dışında böceklere karşı da siyanür, arsenik gibi genel zehirlerden faydalanılması biçimindeydi. 1940′ lı yılların ortalarında böceklere karşı savaşta pestisitlerin yaygın kullanımı başlamıştır. İsviçreli kimyacı Paul Mueller 1939 yılında pestisit özelliklerini diklorodifenil trikoloroetanın yani DDT’ nin belirledi. DDT 1942 yılında piyasaya çıkarak hızla yaygın kullanıma girdi ve İtalya’ da aynı yıl DDT kullanımı askeri birliklerdeki bir tifüs salgınında salgını kısa sürede ortadan kaldırdı. İngiltere ve Fransa’ da 1940 yılında benzen hekzaklorür insektisit olarak kabul edilmiştir. Alman bilim adamları İkinci Dünya Savaşı’nda yeni bir sinir gazı üzerine çalışarak organik fosforlu bir insektisit olan Parathion’ u bulmuşlardır. 1943 yılında da Parathion pazara sunulmuştur. 1940′ lı yılların başlangıcında yine fenoksi herbisitlerin kullanımı devreye girmiştir. ABD’ de ve diğer ülkelerde organik kimyasallara İkinci Dünya Savaşı’ nda botanik kökenli pestisitlerin ülkeye sağlanması güçleştiği için yönelinmiştir. 1947 yılında ABD de ilk pestisit yasası çıkartılmış ve 1970 de EPA ( Environmental Protection Agency) kurulmuştur.

Pestisitlerin Sınıflandırılması

Pestisitler; farklı özelliklere göre farklı sınıflandırmalara ayrılırlar.

Kullanım Alanlarına ve Etkiledikleri Türlerine Göre Sınıflandırma

İnsektisitler: Böceklere karşı kullanılan bir çeşit pestisit olan insektisite böcek ilacı da denmektedir. Bu ilaçlar böceklerin lavralarına ve yumurtalarına karşı kullanılan larvisidleri ve ovisidleri içermektedir. Genel olarak böcek öldürüceler tıp, endüstri, ziraat ve ev içi kullanımında kullanılmaktadır. Tarımsal verimlilik artışının 20. yüzyılda arkasındaki en önemli faktörlerden biri olduğuna inanılmaktadır. İnsektisitler birkaç farklı şekilde sınıflandırılabilirler.

  • Bitkilere sistemik insektisitler verilir. Böcekler bitkiler üzerinden beslenerek insektisiti yutarlar ve ölürler.
  • Böceklere doğrudan temas ettirilerek temas insektisitleri uygulanır. Genellikle küçük damlacıklar (aerosol gibi) şeklinde pestisit uygulamasının etkinliğini arttırmak için kullanılırlar.
  • Böceklere karşı savunma mekanşzması olarak bitkiler tarafından pire otu, nikotin ve neem özü gibi doğal böcek öldürücüler yapılır. AB’ de nikotin temelli böcek ilaçları yasak olmasına rağmen hala daha yaygın olarak Kanada’ da ve ABD’ de kullanılmaktadır.
  • Genetik modifikasyondan sonra bitkiye entegre edilmiş koruyucular (PIP) bitkiler tarafından üretilen insektisit maddelerdir. Kültür bitkisinin genetik materyali içine belirli bir Bacillus thuringiensis biyosidal proteini kodlayan bir gen dahil edilir. Bundan sonra bitki ilgili proteini üretmeye başlayarak insektisit etkiyi ortaya çıkarır.
  • Arsenat, florin bileşikleri ve bakır bileşikleri içeren metaller ile inorganik böcek öldürücüler üretilmektedirler. Yaygın olarak ise sülfür içerenler kullanılmaktadır.
  • Bugün için olan pestisit kullanımında en büyük sayıyı oluşturan sentetik kimyasal maddeler organik insektisitlerdir.
Fungusitler

Fungusitler; mantar sporlarının ve mantarların, kontrol altına alınmasında veya öldürülmesinde kullanılan kimyasallara verilen genel addır. Mantarlar mahsulün verimini ciddi miktarda azalttıkları için fungusitler tarımda verim kaybını engellemek için kullanılırlar. Bunun dışında hayvancılıkta mantara bağlı enfeksiyonları önleyerek tedavi etmek için de kullanılır. Fungusit kimyasallarından ilaç endüstrisinde aseptik üretim için kullanılan alanların aseptik hale getirilmesinde de yararlanılır.

Herbisitler; bitki öldürücü anlamında kullanılır ve ayrıca Latince bitki kelimesinden türetilmiştir. Bitkilerde herbisit toksik etki oluşturmaktadır. Herbisitin ağaçların yaprakları ya da kökleri tarafından alınması durumunda ağaçlar bu durumdan olumsuz etkilenmektedir. Herbisit yabancı otlarla mücadelede kullanılan zirai bir ilaçtır ve yabancı otların normal gelişimini önlemede ya da onları öldürmede kullanılan kimyasal maddelerin tümüdür. Sülfürik asit, bakır nitrat, amonyak, demir sülfat ve bazı potasyum tuzları herbisit olarak 1900 yılından itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Horman tabiatlı herbisitler üzerinde 2. Dünya Savaşı’ ndan sonra büyük gelişmeler göstermiştir. Hızlı bir gelişme sürecinde olduğu için herbisitleri kesin olarak bir sınıflandırmaya tabi tutmak yanlış olur. Ayrıca birçok araştırmacılar herbisitleri kendi düşüncelerine göre çok farklı olarak sınıflandırmalar yapmışlardır. Kültür bitkisinin çıkışı ve ekimi temel alınarak yapılan sınıflandırmada ekim öncesinde, çıkış öncesinde ve çıkış sonrasında kullanılan herbisitler olarak üç ayrı grupta şncelenmektedir. Herbisitlerin atıldığı yer temel alındığında yapılan sınıflandırmada yaprağa ve toprağa atılan herbisitler olarak iki grupta incelenmektedir. Diğer başka araştırmacılara göre ise herbisitler seçici olmayan ve seçici herbisitler olarak iki grupta incelenmektedirler. Seçici olmayan ve seçici herbisitler daha çok tarımla uğraşan insanlar için kullanılmaktadır.

Herbisitler

Mollusitler; Salyangozları ve yumuşakçaları öldüren zirai ilaçlardır.

Rodentisitler; Kemirici hayvanları öldüren zirai ilaçlardır.

Nematositler; Solucanları öldüren zirai ilaçlardır.

Akarisitler; eklem bacaklı canlıların kontrolünde kullanılan kimyasal ilaçlara verilen isimdir. Bu kimyasal maddelerden biri benzil benzoattır. Acarosan ismiyle Avrupa’ da satılmaktadır. Daha çok tarımda kullanılmaktadır. Ancak evdeki koltuk, halı gibi yerlerde yumurtalarını ve akarları (örümcekleri) öldürecek çeşitleri de vardır. Akarisitler farklı ticari isimlerle ve farklı etkili madde olarak satılmaktadırlar. Kene türleriyle mücadele için kullanılan aynı zamanda Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına da sebep olan ilaçlar da akarisit türündendirler.

Larvasitler

Larvasitler; Kara sinek, sivri sinek gibi hayvanların larvalarını öldürmek amacıyla yapılan zirai ilaçlardır.

Bakteristler

Bakteristler; Bakterileri öldürmek için kullanılan zirai ilaçlardır.

Kimyasal Yapılarına Göre Sınıflandırma

Kimyasal yapılarına göre sınıflandırma

Pestisitler kimyasal yapılarına göre çok farklı olarak sınıflandırılırlar ve bununla birlikte en çok dört temel pestisit grubu bilinmektedir.

Organik klorlu pestisitler;

Organik klorlu pestisitler yapılarında hidrojen, karbon ve klor atomlarını içeren bir gruptur. Bu gruba örnek olarak aldrin, DDT, endosulfan, heptachlor, dieldrin, lindane, endrini söyleyebiliriz. Genel olarak analiz edilmeleri gaz kromatografisi ile olmaktadır. Bu grubun üyelerinin kullanımı çevreye verdikleri zararlar nedeniyle yasaklanmaktadır. Organik pestisitler solunum ve temas yolu ile etkilidirler.

DDT ilacı ve böcek öldürücü sprey

Organik fosforlu pestisitler; genel olarak trister yapısındadırlar ve fosforik asit türevlidirler. Fosfor atomları etken maddelerinin yapısında bulunmaktadır. Bu gruba örnek olarak diazinon, malathion, dichlorvos, chlorpyrifos, coumaphos, trichlorfon, mevinphos ve parathionu söyleyebiliriz. Bu grup içinde etken madde sayısı yüzden fazladır. Ester grupların özelliklerine göre bu gruba dahil olan pestisitlerin kimyasal yapıları triester yapıda olmalarından dolayı oldukça farklılıklar gösterebilmektedir. Yapılarına bağlı olarak analiz edilmeleri sıvı kromatografisi ya da gaz kromatografisi ile olmaktadır. Etkilerini solunum, temas ve sindirim yoluyla gösterirler. Nimf, larva ve ergin dönemlerini bu grup insektisitler kontrol ederler. İnhibitörleri asetilkolinesterazdır.

Karbamatlı pestisitler; karbamik asit esterleridir. Bu gruba örnek olarak carbofuran, oxamyl, pirimicarb, aldicarb, methomly, carbarly ve methiocarbı söyleyebiliriz. Gaz kromatografisi ile analizleri yapısal özelliklerinden dolayı zordur. Bu yüzden analizleri genel olarak sıvı kromatografisi ile yapılmaktadır. İnhibitörleri asetilkolinesterazdır. Bal arıları ve balıklar için zehirlidir.

Piretroit grubu pestisitler; kasımpatı çiçeklerinden elde edilen ve doğal bileşikler olan piretrinlerin sentetik analoglarıdır. Piretrinlere göre dayanıklılıkları artırılmış, ışığa karşı duyarlılıkları oldukça azaltılmış bileşiklerdir. Genellikle sinerjist etki yaratmak için piretroitler ve piretrinler bilikte kullanılırlar. Piretroitlere örnek olarak bifenthrin, permethrin, fenvalerate, alpha- cypermethrin, lamda- cyhalothrin, permethrin ve deltamethrini söyleyebiliriz. Analizleri hem gaz kromatografisi ile hem de sıvı kromatografisi ile yapılabilmektedir. Zehirlilik etkilerini sinir hücrelerini yok ederek gösterirler. Bunun dışında mide ve temas zehri etkilidirler. Toksik etkileri sıcak kanlılara karşı çok düşüktür. Memelilerde vücutta biriktirilmeden dışarı atılır. Kolayca doğada parçalanabilirler.

Pestisitin Yararları ve Zararları

Pestisitin Yararları ve Zararları

Günümüzde beslenme problemleri hızla artan dünya nüfusunun en önemli problemlerinden biridir. Tarım topraklarının kısıtlı olması sonucunda hızlı nüfus artışına rağmen günümüzde, en yüksek verimin birim alandan alınması şart olarak ortaya çıkmaktadır. Öte yandan mevuc tdünyanın yüzde kırkı yeterli seviyede beslenememesi ve bunun sonucunda da sefalet ve açlıktan dolayı her yıl binlerce kişinin öldüğü Gıda ve Tarım Örgütü ( FAO) ‘ ne göre açıklanmıştır. Bazı ürünlerde ortalama yüzde altmış beş civarı kayıplar bugün tarımsal ilaçların kullanılmaması durumunda meydana gelebileceği tahmin edilmektedir. Örneğin buğday üretiminde; süne, kımıl, yabancı ot ve sürme gibi zararlılar da ürün kaybının değeri zirai mücadele yapılamadığı takdirde trilyonlarla ifade edilmektedir. Oysaki bu kayıp asgari düzeye birkaç milyarlık ilaçlama masrafı ile indirilebilmektedir. Bütün dünyada ürünün %20-40′ ının böceklere bağlı olarak yitirilmekte ve bunun gelişmekte olan ülkelerde daha yüksek olduğunu yine Gıda ve Tarım Örgütü’ nün verilerine göre belirtilmektedir. kurutma, depolama, hasat, öğütme ve pişirme dahil hemen hemen her evrede kayıplar söz konusu olmaktadır. Ortalama kayıplar tahıllar ve taneliler için yüzde on, bitki, kök ve sebzeler için ise yüzde yirmi olarak hesaplanmaktadır. Çevre ve insan sağlığı problemleri, tarımsal ilaçların kullanımı dışında tarımsal üretimi arttırırken diğer taraftan bilinçsiz veya hatalı kullanım sonucu doğrudan ya da dolaylı yollardan dolayı oluşmaktadır. Pestisitler gereğinden fazla sayıda ilaçlama yapıldığında, gerekmediği halde birden fazla ilaç karıştırılarak kullandıldığında, tavsiye edilen dozların üzerinde kullanıldıklarında ya da son ilaçlama ile hasat dönemi arasında bırakılması gereken vakte uyulmadığı durumlarda fazla miktarda kalıntılar gıda maddelerinde bırakabilirler. İnsanlar ve çevredeki diğer canlılar yüksek dozda pestisit kalıntısı içeren gıdalarla beslendiklerinde akut ya da kronik zehirlenmelere neden olabilirler. Bunun dışında aroma ve kalite değişimleri özellikle bazı ürünlerde meydana gelebilir.

Pestisitlerin yararları ve zararları

Zararlı organizmalarda görülen duyarlılık azalışı ve takiben direnç sorunu gereksiz ve bilinçsiz pestisit tüketiminin neden olduğu sorunlardan biridir. Pestisitin etkinliği düşmesi bir pestisite karşı organizmaların duyarlılığının azalmasıyla olur. Rachel Carson’ dan pestisitlerle ilgili ilk ciddi eleştiri 1962 yılında yayımladığı ” Silent Spring- Sessiz İlkbahar” kitabıyla ortaya çıkmıştır. Klorlu ve DDT hirokarbonların çevredeki dayanıklılığı, hayvan ve insanların yağ dokularında birikimi, hedef olmaması gereken ya da olmayan türler üzerindeki toksik etkisi yıkıcı etkileri insan ve ekolojik sağlığıyla ile ilgili dile getirilmiştir.

Rachel Carson/ Silent Spring kitabı

İlk kez sınırsız pestisit kullanımına dikkatleri çeken Carson tarafından yazılan bu kitaptır. Kitapta özellikle dieldrin, aldrini ve DDT etkileri vurgulanmıştır. 1965 tarihin itibaren başlayan Dünya Sağlık Örgütü’ nün yürüttüğü ve DDT’ nin kullandığı sıtma eradikasyon programı tam on beş milyon yaşamı kurtarmıştır. Zaman içerisinde DDT’ ye karşı gruplar DDT’ ni sıtma eradikasyon programının uygulandığı bölgelerde etkili olmadığını, üstelik buna karşı hızlı bir şekilde direnç geliştirdiğini belirlemişlerdir. Birçok hayvan türünün ölüm sebeplerinden birinin de DDT’ nin sivrisineklerle beslenmeleri olduğu belirtilmiştir. Örneğin kertenkeleler ölü veya ölmekte olan sivrisinekleri yiyerek zehirlenmekteydiler. Daha sonra kedilerin kertenkeleleri yemeleri sonucu ise kediler zehirlenmekteydiler. Kedilerin sayısı azaldığı için sıçanların sayısı arttı ve bundan dolayı rodentisitlerin yaygın kullanımı gerekli oldu. Sorunun boyutu zehirlenen fareleri yiyen baykuşların da etkilenmesiyle giderek büyümektedir. DDT’ nin farelerde kanserojen olduğu 1960′ lı yıllarda başlayan diğer bilimsel araştırmalarda belirlenmiş. ABD’ de 1971 yılında yasaklanmıştır. İngiltere’de gönüllü olarak terk edilmesi 1974- 1984 yılları arasında yoluna gidilmiştir. Ancak günümüzde tamamen yasaklanmıştır. Yapılan tüm araştırmalar pestisitlerle ilgili olan kararsızlıkları doğru bir şekilde ortaya koymaktadır. Bir kısım pestisitlerin sağladığı yararları bir kısım da zararlarını savunmuşlardır. Kuşkusuz iki tarafta haklı birçok gerekçeye sahipler. Bu ürünlerin verilen limitler dahilinde, doğru ve bilinçli kullanımıyla pestisitlerin zararları ve faydaları arasında dengenin sağlanması gerekmektedir. Dengeli olması her açıdan son derece önemlidir.

Pestisit Formülasyonları

Pestisitler ilaç olarak saf halde kullanılmazlar.

Pestisitler belirli preparatlar formuna özel karışımlar halinde getirilirler ve b preparatlar çoğunlukla seyreltilerek ya da doğrudan ilaç olarak kullanılırlar. Bir kimyasal ilaç içerisinde üç temel kısım vardır: dolgu maddesi, etkin madde ve diğer maddeler.

Etkin madde: Pestisit etki gösteren kimyasal madde ilaç içerisindeki öldürücü olan ana bileşendir. Farklı oranlarda uygulanacak formülasyona göre bulunurlar.

Dolgu maddesi : Herhangi bir kimyasal bileşikle tepkimeye girmez ve ilaç içerisindeki etkin maddeyi taşımak için kullanılır.

Dünya Sağlık Örgütü

Diğer maddeler : Kullanıcılarını uyaran, ilaç içindeki pestisitin dayanıklılığını ve etkinliği arttıran, ilacın uygulanmasını kolaylaştıran, çevreye ve bitkilere olumsuz etkilerini azaltan katkı maddelerdir. Dünya Sağlık Örgütleri standartlarında bir formülasyonun imal edilmesi gerekmektedir. Kimyasal analizleri ve fiziksel analizleri bunun için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) metodları tarafından yapılmaktadır. Çeşitli fiziksel formlarda pesitisit formülasyonları hazırlanabilir: su yağ emülsiyonu (EW), ıslanabilir toz (WP), emülsiyon konsantre (EC) vb gibi.

Halk sağlığı için kullanılacak bir pestisin olması gereken nitelikleri şöyle sıralanabilir:

  1. Spesifik olarak hedef canlıya toksik olmalıdır.
  2. İnsanlara zarar vermemesi gerekmektedir.
  3. Maaliyeti uygun olmalıdır.
  4. Uygulması kolay olmalıdır.
  5. Toksik olmayan maddelere kolay bir şekilde dönüşebilmelidir.
  6. Yanıcı olmaması gerekmektedir.
  7. Alşındırıcı ( korozif) olmamalıdır.
  8. Patlayıcı özelliği olmaması gerekmektedir.
  9. Boyayıcı gibi bir etkisi olmamalıdır.

Pestisitlerle İlgili Yasal Mevzuat

T.C. TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI

Türk Gıda Kodeksi Gıdalarda Pestisit Kalıntılarının Resmi Kontrolü için Numune Alma Metotları Tebliği’ nde gıdalarda pestisit kalıntılarının resmi bakanlık görevlileri tarafından açıklanan kararlar doğrultusunda numuneler alınmaktadır. Bu tebliğin doğrultusunda hazırlanan laboratuvar örnekleri analiz edilmek için laboratuvarlara gönderilmektedir. Örnekler analiz edildikten sonra raporlanarak tespit edilen kalıntı miktarlarının uygunluğu Türk Gıda Kodeksi Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliği kararlarına göre değerlendirilir. Yönetmelikte her bir ürün için farklı olarak tanımlanmış maksimum kalıntı limitleri yer alır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Negibi sosyal içerik paylaşım sitesidir. Tüm hakları saklıdır izinsiz kullanılamaz ya da kopyalanamaz.