Robotlar Karşısında İnsanlık: Otomasyon Bizi Ele Geçirebilir Mi?

Son güncelleme:

İşinizi makinelerin devralmasını ve hatta sizden daha iyi yapmasını ister miydiniz? Otomasyon tam olarak bunu gerçekleştiriyor. Bunu da makine gücünü esas alarak endüstride, yönetimde ve bilimsel çalışmalarda kas gücü yerine robot gücünün kullanmasıyla mümkün kılıyor. Aslında otomasyonda amaç, seri üretimi yapmak. Bu işlemler yapılırken insan aracılığı ve müdahalesi olmuyor. İşler kendiliğinden yürüyor.

İki astronotun, gemilerinin akıllı bilgisayar sistemiyle mücadelesini anlatan Stanley Kubrick filmi.

Otomasyonun ilk zamanlarında, makineler oda büyüklüğündeydi ve sadece tekrarlayan, basit işleri yapmaya yarıyordu. Şimdi ise otomasyon ile beyin ameliyatı ve benzeri cerrahi işlemlerde ana makine olarak kullanılabiliyor, kanser teşhisi konulabiliyor, muhasebe işleri yürütülebiliyor ve hatta uçak ve otomobil kullanılabiliyor. Otomasyon artık öncekinden çok daha farklı. Yapılan bir araştırma, önümüzdeki 25-30 yıl içerisinde şu an yaptığımız işlerin yarısının makineler tarafından yapılabileceğini gösteriyor. Peki otomasyon neden bu kadar farklılaşıyor?

Eski zamanlarda insanlar ortaya çıkan her buluştan büyük miktarlar elde ediyordu.

Eskiden gündeme gelen her buluş, basitçe insanların hayatını kolaylaştırırdı ve kolay verim almalarını sağlardı. Yani insanların kendi güçleriyle ürettikleri ürünlerdeki verimi ve insanlara sunulan hizmeti arttırırdı. İnsanlar bu işleri yeni buluşlar sayesinde kısa sürede ve yüksek verimle yapıyordu ancak bu, zanaati ve birçok işi ortadan kaldırıyordu. Buna karşılık yeni iş alanları da oluşmaya başlıyordu. Yeni işlerin oluşması çok önemliydi çünkü nüfus da hızla artıyordu. Yeniliğe, artan verime ihtiyaç vardı ama bu olurken yeni işlerin sayısının artması gerekiyordu. Bütün bunlara genel olarak bakınca, birçok insan avantajlı durumda oluyordu ve işçilerin yaşam kalitesi giderek artıyordu. Açık görülen bir kalite artışı fark ediliyordu.

İnsanlar, yaşam kalitelerini arttırdığı için makinelere minnettardı.

İnsanlar yıllarca tarım yaptı. Tarımda insan gücü ile hayvan gücünü kullanılıyordu. Dünyanın tümünde üretim hacmi hemen hemen aynıydı. Sanayi devriminden sonra otomasyon hızlandı ve insanları hizmet işlerinde daha çok görmeye başladık. Birdenbire bilinen tüm gerçekler değişti. Makineler, insanların yaptıkları işlerde giderek daha hızlı olmaya başladı. Artık insanlar için önemli olan, bilgi oldu. Bu durum endişelendirici görünse de her daim yeniliğin bizi kurtaracağına inanıldı.

Kas gücü, sanayi devrimi yıllarında son zamanlarını yaşıyordu.

Otomotiv sektörüne bir göz atalım. Türkiye’de 1950’li yıllarda otomobillerin temelleri atıldı. Birinci 5 yıllık kalkınma planındaki “Otomotiv sanayinin endüstrileşmedeki itici gücünden yararlanma” ilkesinden yararlanılmak istenerek montaj sanayi talimatı yapıldı ve bu Türkiye’deki otomotiv sanayi’nin gelişimine büyük bir katkı sağladı. Genel olarak otomobiller yaşam biçimimizi, ülke altyapılarımızı ve ülkemizi değiştirdi. Yüzlerce insan doğrudan veya dolaylı olarak bu sektör sayesinde iş buldu. Bursa Organize Sanayi Bölgesinde’ki Tofaş ve Renault fabrikaları ülkenin gelişiminde ve insanların iş sahibi olmasında büyük rol oynadı. Yapılan yatırımlar bunu uzun süre devam ettirdi. Bu süreç tamamlanmış gibi görünüyor çünkü artık otomotiv sektöründe yeni oluşumlar ve iş yaratımı göremiyoruz.

Tophane’de bulunan Ford otomobilleri

Bir zamanlar elektrik kadar önemli bir buluş olarak kabul edilen internet için neler diyebiliriz? Sadece bu karşılaştırmayı göz önünde bulundurarak bile eski teknoloji anlayışı ile yenisi arasındaki farkı anlayabiliriz. İnternet, yeni iş oluşumlarına büyük katkılar sağladı. Ama bu yeni işler yok olan eski işleri karşılamada yetersiz kaldı çünkü dünya nüfusu her geçen gün artıyor ve internet de bu artışı karşılayabilecek düzeyde yeni endüstri alanı sunamıyor. Eskiden çok büyük bir buluş olarak kabul edilebilecek yenilikler bile günümüz bilgi çağında yeterince kazanç sağlamıyor. Bu durum insanlara zaten çok fazla sorun açıyorken bir de yeni makineleşme dalgaları ve büyüyen bir otomasyonu insanlığın karşısında buluyoruz. Makineler bizim işlerimizi yavaş yavaş ele geçiriyor.

Çin’de bulunan bir telekomünasyon şirketi

İnsanlar yıllardan beri iş bölümü ile ilerleyişlerini sağladılar. Yıllar geçtikçe iş bölümü ile yapılan genel işler, özel iş alanlarına evrildi. Eski zamanlarda çok zeki olarak nitelendirilen makineler karmaşık işlerimizi yapmakta yetersizken şimdi küçük büyük çoğu işi yapabiliyorlar, el becerisi gerektiren ayrıntılı meslek alanlarında bile büyük başarı elde ediyorlar ve kusursuza yakın çalışıyorlar. Fabrikadaki meslek alanlarını ve en çok da işçilerin elinden işlerini alan da en çok bu durum oldu.

Robot yönetiminin insanlar üzerindeki öngörüsünü anlatan bir karikatür.

İnsanların uzmanlık alanları gitgide köreliyor çünkü makineler karmaşık işleri çok kolay halledilebilen işlere indirgiyor ve işleri basit bir hale getiriyorlar. İnsanlar artık çok daha az rekabet edecek duruma geliyor. Hatta rekabet edecek alan bile kalmayacağı öngörülüyor. Makineler bunu, yazılım yöntemlerinden biri olan makine öğrenimi sistemi ile yapıyor. Makine öğrenimi sistemi, dijital cihazların, geçmiş verileri analiz edip, sonuçlar çıkarması ve çıkardığı bu sonuçlara göre yeni bir davranış oluşturması, geliştirmesi ve bu bilgileri inceleyerek beceri kazanma ve yürüttükleri konular hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olma olanağı kazanmalarıdır. Makineler bu verileri toplayarak üzerinde çalıştıkları şey üzerinde kapsamlı bilgi sahibi oluyorlar ve o şeyin üzerinde profesyonelleşiyorlar. Yani kendi eğitimlerini kendileri üzerinden karşılıyorlar. İnsanlar iyi olmasını istedikleri konularla ilgisi pek çok veriyi bilgisayarlara vererek bunu sağlıyor. En basit örneği, internetten bir ürün arattığımızda o ürünün her yerde karşımıza çıkması. Sonuç olarak makine öğrenimi her geçen gün daha çok alana yayılıyor. Örnek verecek olursak bilgisayarda geliştirilen bir sanal hakimin, insan hakimlere oranla suç oranını görünür bir biçimde azalttığı görülmüş. Ya da daha bilinen bir örnek olarak, Tesla Motors’un sürücüsüz araç sistemine bakabiliriz. Açıkça görülüyor ki makine öğrenimi sistemi, gelecekteki birçok meslek alanını kolayca ele geçirecek. Dünyadaki kaynakların azaldığını da göz önünde bulundurursak bu durum, teknolojiye entegre olamayan ülkelerin fakirleşerek yok olmasına yol açacak.

Yazılım, her geçen gün insan bilincini kopyalıyor.

Makineler yavaş yavaş bilinç altımızı ele geçiriyor ve bilinç altında algıladıklarımızı işleyerek bize sonuçlar sunuyorlar. Bunu, binlerce detayı işleyerek yapıyorlar. Bu olayı kazara yaptığımız düşünülebilir ki bunun sonucu olarak, makineler, insanların yaptıkları işleri nasıl yapılacağını öğrenmeye ve hatta daha iyi nasıl yapacağını öğrenmeye başladı. Bu alanda makineleri insanların işlerinin büyük katili olarak nitelendirebiliriz. Bu iş katilleri hızlıca çoğalabilir ve bunu masrafsız olarak yapabilirler. Gelişmeleri ise büyük metallere değil sadece kodlara bağlı. Ayrıca bunu çok hızlı bir şekilde gerçekleşebileceğinin altını çizelim.

Makinelerin işleri ele geçirme hızı o kadar büyüdü ki, vasıfsız işleri yapan robotlar bile mevcut. Robot ile işçi sınıfı, teknoloji le sosyal sınıfın değişimini gösteriyor. İyimser bir bakış açısıyla bakılacak olursa, işçi olmanın rutin hareketlilikte beyin kullanımını çok fazla gerektirmemesi insanlık onuruna aykırı ve eğer robotlar bu vasıfsız işleri üstlenecek olurlarsa, insanlar sanat ve zanaat işlerine kendilerini verebilirler. Bu da medeniyete daha da yaklaşabiliriz gibi görünüyor. Fakat bu işçilerin mutsuz olduğuna dair bu genelleme anlamsız olabilir çünkü örneğin süpermarketlerde gördüğümüz makine kasiyerler yüzünden birçok kasiyer işini kaybetmiş olabilir ve işsizliğin daha büyük bir mutsuzluk yaratacağı da aşikardır. Makineleri güvenle kullanmanın tek yolu sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya şartı olabilir.

Boston Dynamics, bir mühendislik, yapay zekâ ve robotik tasarım şirketidir.

İşçilerin yok olması epey kötü bir durum fakat otomasyondaki sorunlarımız bunlarla sınırlı kalmıyor. İnsanın emeği değersizleşiyor. Verimin insan emeği ile bir bağlantısı kalmıyor. Örneğin bir marangozun işinden aldığı zevkin makinelerin yanında bir önemi kalmıyor. Arz-talep ilişkileri zayıflıyor. Makineler artı değer üretemiyor. Tek elde toplanan para, süper zengin sınıfın parasına para katacak gibi görünüyor. Bu süreci yıllardır izliyoruz ve şu an gelinen noktada otomasyon, epey farklı. Bu sefer makineler gerçekten işlerimizi devralıyor gibi görünüyor. Ekonominin en temel ihtiyacı insanların tüketmesidir. Fakat nitelikli işler azalıyorsa ve buna bağlı olarak daha az insan iyi para kazandığı bir işe sahip olabiliyorsa ekonomi nasıl ayakta kalacak? Tüketimi kim yapacak? Amacımız tam olarak nedir? Ucuz üretimi bütün sınıflardan her insana kolayca ve hızlıca ulaştırmak mı, yoksa tüm ürün ve hizmetleri daha az insanın elde edebileceği bir duruma getirmek mi? Çok az nüfuslu bir zengin kesim mi tüm dünyaya hükmedecek? Her şey bu kadar korkunç bir hal mi almaya başladı?

İş dünyasında hızla yerini alan vasıfsız robot işçiler.

Her ne kadar bu yazıda karamsar bir tablo çizilse de olayların böylesine olumsuz bir yere varıp varmayacağını öngöremeyiz. Bilgi çağı ve modern otomasyon, insan çağını değiştirmek için büyük bir fırsat olabilir ve fakirliği, eşitsizliği çok büyük miktarda azaltabilir.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Negibi sosyal içerik paylaşım sitesidir. Tüm hakları saklıdır izinsiz kullanılamaz ya da kopyalanamaz.