Türkiye’de Koronavirüs Aşının Riski Nedir?

Son güncelleme:

Bu zamana kadar hastalıklarla, özellikle salgınlarla mücadele etmekte aşılar ön saflarda yer aldı. Ancak bazı insanların aşılara güvensizliği başladı ve bu insanların sayısı günden güne arttı. Medya, aşıların yan etkilerinin riskli olduğu, alerjik reaksiyonların şiddetli olduğu, engellilik yaratacak kalıcı etkiler bıraktığı ve hatta aşının, aşı takip sistemi dedikleri insanlara bir çeşit çip yerleştirmeyi amaçladığını öne sürenlerle dolu.

Türkiye’ye ilk koronavirüs aşısının 11 Aralık’tan sonra geleceği açıklandı.

Aşıların yan etkilerinin olduğu iddiası doğru fakat bu yan etkiler ne kadar riskli? Aşılar tam olarak nasıl etki eder ve ne kadar tehlikelidirler?

Bağışıklık sistemimize immun sistem de denir ve immun sistemimizi oluşturan sayısız karmaşık hücre mevcuttur. Makrofaj ve nötrofiller asker gibi çalışır, dendritik hücreler zekidir, iletim görevi görür, B-hücreleri ise savaşacak mühimmat sağlar.

Bağışıklık sistemi, hastalıklara karşı bir çeşit savunma mekanizması gerçekleştirir.

Vücudumuza her gün haberimiz bile olmadan saldırılar gerçekleşiyor. Fakat bağışıklık sisteminin makrofaj ve nötrofilleri, hiç zorlanmadan bu saldırıların üstesinden geliyor. Eğer saldırı büyükse zeki hücreler saldırganın bilgilerini toplar ve bu bilgi ile mühimmat depolarının başındaki B-hücrelerine gider. B-hücrelerinin mühimmatı ise antikorlardır. Antikorlar çok iyi savunuculardır. Tanıdıkları veya tanımadıkları her şeyi öldürürler. Özellikle tanımadıkları organizmaları affetmezler. Fakat saldırgana karşı özel olarak üretildikleri için, üretimleri birkaç gün sürer. Bu süreç içinde saldırganlar, zarar verecek yeterli zamanı bulmuş olurlar. Yani saldırı sizi öldürmedi ama güçlendirmedi de. Vücudunuz bu kötü deneyimi bir daha yaşamak istemez. Diyelim ki savaşmak için çok fazla silah kullanmak zorunda olduğumuz bir saldırıyla karşılaştık. Bağışıklık sistemi, bu savaşla bir daha karşılaşmamak için etkili bir yöntem geliştirir. Bu yöntemin temel prensibi, düşmanı tanımaktır. Bağışıklık sistemi bu tanımayı gerçekleştirmek için hafıza hücrelerini üretir. Hafıza hücrelerinin tek görevi hatırlamaktır. Uzun süre düşmanı tetikte beklerler. Saldırı ikinci kez gerçekleştiğinde, hafıza hücreleri atağa geçer ve saldırıyı planlayarak hızla antikor üretilmesini ister. Antikor üretmek eskisi gibi birkaç günde değil, hemen gerçekleşir ve bir kez yendiğiniz saldırı, sizi bir daha hasta yapamaz ve ömür boyu sürecek bir bağışıklık kazanmış olursunuz.

Antikorların Covid-19 ile mücadelesini gösteren bir simülasyon.

Bebekler sürekli hasta olur çünkü onlarda yeteri kadar hafıza hücresi olmaz, bizde ise bu zamana kadar yapılmış aşılar bağışıklık sistemimizi desteklemiştir. Peki aşı nedir, nasıl etki eder? Hafıza hücrelerimiz çok güçlü fakat onları ağır hastalıklar geçirerek kazanmak, epey yorucu olabilir ve kalıcı etki bırakabilir. Yüzdeki su çiçeği lekeleri gibi. Aşı olarak, vücudumuza sanki o hastalık saldırmış gibi komut verdirebilir ve hafıza hücrelerinin üretilmesini sağlayabiliriz. Aşı, tehlikeli bir hastalık gibi rol yapar. Bu ise, iğne ile vücuda zayıflatılmış enfeksiyonu verilerek olur. Örneğin aşı çeşitlerine bakacak olursak aşılar, hastalık etkeni öldürülerek verilebilir, hastalık öldürülmeyip etkisi yok edilerek verilebilir, mikrobun kendisi değil, zehri verilebilir ya da mikrobun sadece bir parçası verilebilir. Bağışıklık sistemi, bu zayıf mikrobun üstesinden gelmek için hiç zorlanmaz.

Bebek aşı takvimi

Bazen canlı aşılar tehlikeli olabilir çünkü vücut, hafıza hücrelerini üretmek için biraz zorlanabilir ve düşman hala saldırabilecek haldedir. Bu durum riskli bir hal alabilir. Bunu önlemek için ise mikrobun zayıf bir versiyonu laboratuvarda üretilir. Bu zayıf mikrobun, yeterli hafıza hücresi üretimini destekleyecek güçte olması sağlanır.

Hamilelikte canlı aşı yapılması sakıncalı olabilir.

İşte aşı, temel olarak bu şekilde çalışır. Kısaca bize savaşı kazanacak bir bağışıklık sunar. Bazı mikroplar sürekli mutasyona uğruyor bu yüzden her yıl farklı bir versiyonu üretilmek zorunda kalınıyor. Örneğin grip aşısı gibi. Fakat çoğunu bir kez oluyoruz ve bizi yaşamımızın sonuna kadar koruyor. Buna rağmen ne yazık ki her şey gibi bunun da bir bedeli var ve ona yan etki diyoruz.

Peki aşıların riskleri nelerdir? Aşıların yan etkileri mi daha zararlı, yoksa hastalıkların etkileri mi? Örneğin, hepimiz kızamık aşısı olduk. Ama kızamık geçiren insanların sayısı 2019’da Türkiye’de 2.391 oldu. Bu sayılara bakınca, kızamık artık görülmeyen bir hastalık gibi gelebilir ve aşının yan etkileri pek görülmeyen bir hastalığa göre kötü görünebilir. Kızamık aşısına 60’lardan önce erişilemiyordu ve neredeyse bütün insanlar çocukluklarında kızamığa yakalanıyordu. Her yıl milyonlarca insan bu hastalığa yakalanıyordu ve sayı giderek artıyordu. Kızamık o zamanlar tehlikeliydi, peki ya şimdi? Sağlık sistemimiz çok gelişti, aşıyı olmak, yan etkilerini yaşamaya değer mi?

Günümüzde birçok çocuk hastalığı, aşı ile önleniyor.

Çok gelişmiş bir ülke düşünün. Sağlık sistemi de çok gelişmiş ve artık hiçbir insan aşı olmuyor. Diyelim ki bu ülkede kızamık olan 50.000 çocuk var. Bu 50.000 çocuğun 48000’ü yüksek ateşe ve yerinde durdurulamayacak kaşıntıya sahip olur. Çocuklardan 4000’inin ishali olur ki çocukluk döneminde ishal, ölümcüldür. 3500’ü, kulak enfeksiyonu geçirir ve bunun sonucunda kalıcı duyma kaybı yaşarlar. 3000 çocuk zatürreye yakalanır ki bu, kızamığın getireceği en ağır etki olacaktır. Zatürreye yakalanan çocuklardan çoğu ne yazık ki ölecektir. Çocuklardan 50’si beyin iltihabı geçirecektir. 10’a yakın çocuk SSPE’ye yakalanabilir ki bu hastalık, kızamık geçirildikten birkaç yıl sonra öldürür. Yani çocukların bir kısmı hasar bırakıcı yan etkileri yaşadı, bir kısmı ise kızamık yüzünden öldü. Kızamığı yenen çocukların ise bağışıklık sisteminde, yenilenmek için çok zaman gerekecek hasar meydana geldi. Yani yakın zamanda oluşacak bir saldırıya karşı koyamayacak hale geldiler. Bunun dışında ciddi sayılmayacak yan etkiye bile sahip olmayan çocuklar, yine de bir iki hafta hasta bir şekilde istirahat etmek zorunda kalacaklar.

Kızamık, bulaşıcı bir virüs kaynaklı hastalıktır.

Peki ya bu çocuklar aşı olsaydı ne olurdu? Bir de aşıların yaratacağı yan etkilere bakalım. Bu 50.000 çocuğa bu sefer kabakulak aşısı yapalım. Bu sefer neler olacak? Aşıdan sonra 5000 çocuğun ateşi çıkar, 2500’ünün kaşıntısı olur, çocukların 0,5inde ise tedavi olmayı gerektirecek alerji meydana gelirdi. 10 çocuğun 0.0001’i genital organında yanma yaşayabilir. Yine 10 çocuğun 0.0001’inde beyin iltihabı olabilir. Yani 50.000 çocuk aşı oldu ve bunlardan 0.6’sı ciddi yan etki yaşadı. Ve yan etki yaşayanların da neredeyse hepsi iyileşecek durumda.

Aşı hakkındaki bir diğer iddia ise otizme sebep olduğu iddiası. Bu iddia, tek bir kaynaktan çıktı, araştırmayı yapanların çalışmaları tamamen hatalarla doluydu ve yaptıkları çalışmaların aksi defalarca kanıtlandı. Fakat bu manipülatif iddia birçok ebeveynin aşıya güvensizliğine sebep oldu. Aşılar, otizme kesinlikle sebebiyet vermiyor.

Aşıların otizme sebebiyet verdiği iddiası asılsız çıktı.

Peki ya ölüm iddiaları? Aşılar, ölüme yol açmasına, on milyon çocuktan birinde bile rastlamıyoruz. Bir çocuğun kızamığı geçirmesi, kızamık aşısının en kötü yan etkisinden bile daha tehlikeli. Aşının öldürücü yan etkisini görmek için tüm dünyayı iyice incelememiz gerek. Bu şekilde bile kanıtlanmış bir vaka bulmak epey güç. Kızamık geçirerek ölmüş vakaları bulmak ise epey kolay çünkü dünyanın her yanında rastlıyoruz. Kızamık, 2018’de Türkiye’de 142 bin kişinin ölümüne sebep oldu. Dün itibariyle Covid-19 vefat sayısı ise 14.316’ya ulaştı ve koronavirüs aşısı olmazsak, bu sayı giderek artacak.

Aşı tıpkı bir emniyet kemeri gibidir. Emniyet kemerine sıkıştığı için ölen insanlar var mı, evet. Fakat bebek koltuğundaki çocuğunuza emniyet kemeri takmamak daha mı güvenli olur? Eğer çocuğunuzun aşıya alerjisi varsa ve aşı olmanız imkansızsa, aşıların en büyük savunucuları sizler olmalısınız. çünkü çocuğunuzu hastalıklardan korumanın tek yolu, başkalarının aşı olması ve sizin çocuğunuza bulaştırmamasıdır. Yani sürü bağışıklığı, çocuğunuzu koruyacak. Yeteri kadar insan bağışıklık kazanırsa hastalık yayılmaz ve riskli grup korunmuş olur. Bunu sağlamak için çevrenizdeki insanların %95’i aşılarını olmuş olmalı.

Aşı olmak, hastalığın aşı olamayan riskli kişiye ulaşmasını önler.

Sonuç olarak, insanlar aşılara karşı çıkarken tutarlı olmuyorlar. Aşı olmak isteyen insanlar istatistiklerden yardım alarak iddialarını öne sürüyor, aşı karşıtları ise duyguları, söylentileri ve asılsız bilgileri karıştırarak tartışıyorlar. Hiç kimseyi zorlayarak ikna edemeyiz fakat asılsız iddiaların nelere sebep olduğunu da göz ardı edemeyiz. Aşı olmadığı için ölen bebekler, sadece şanssız olduğu için hastalığa yakalanan sağlıklı bebekler var. Aşıyla yok olacak hastalıklar yeniden yayılıyor.

Aşılar, salgınla başa çıkmamız için tek çaremiz. Salgını devam ettirmeyelim.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Negibi sosyal içerik paylaşım sitesidir. Tüm hakları saklıdır izinsiz kullanılamaz ya da kopyalanamaz.